Üstad Necip Fazıl diyor ya:
"Ey gönül gidenden ümidi kes
Kaçan bir hayale benziyor herkes
Sanki kulağıma garipten bir ses
Buluşmalar kaldı mahşere, diyor."
Biz yolda olmak ve dahi yolda ölmekle emrolunduk. Yolda olmak, yola çıkmak lazım, yoldan çıkmamak lazım. Çünkü bu yolla çıkıp varmayan, yoldan çıkıp varan hiç kimse yoktur. Bu yol sırat-ı müstakimdir.
Dua ve duada kararlılık insanın kalp kabını rahmete çevirmesidir. Kalbi bir kalp olarak düşün, rahmeti de yağmur. Yağmur yağıyor ve kabın ters, sen nasıl suya ereceksin, suya nasıl kanacaksın? Dua kalp kabını rahmete muntazır kılar.
Şair diyor ki:
"Aradığım sen değilsin
Ki kalbim sana eğilsin.
Sana olsa sen bilirsin.
Aradığım köşe bucak
İnan bana sen değilsin.
Seninki de ben değilim
Ki, kalbimdeki eğilim
Bana olsa ben bilirim.
Aradığım köşe bucak
İnan bana ben değilim."
Gerçek sevgi erdemden doğar. Maddi unsurlara dayanan sevgi, ilgi, aşk mecazidir, hakiki değildir. Zaman içinde kaybolur gider. Asıl olan iç güzelliği yani ahlak-ı hamidedir. Dış güzelliği ancak iç güzelliği ile anlamlıdır.