Neticede herkesin vardı bazı acayiplikleri. Kimi günde dokuz saat merkep gibi çalışıp kazandığı bütün parayı son model cep telefonuna yatırıyor, kimi peçete biriktiriyor, kimi utanınca kızarıyor, kimi vücudundaki kılları bir yabancıya söktürüyordu. Bütün bu çatlaklar taburu aklı başında sayılırken, delilik tarif ve talihi bana düşer miydi?
İnsan sadece sigara, tiner yahut hap tiryakisi olmuyor ki. Mutsuzluk da bir iptila, yalnızlıktan geberecek gibi hissetmek ya da suçluluk da. Hangimizin ruhunun neye yapışıp çürüyeceğini kim bilebilir?
Hayatı, gideceğini başından beri bildiğim ama için için beni bırakmayacağını ummayı seçtiğim bir serserinin rüzgârına kapılır gibi yaşadığımı ancak o zaman kavrayabildim.
Onu sandığımdan fazla önemsediğimi de.