Son Peygamber'in bir uyarısı var, "insanlar maden gibidir" diyor. Kimileri kuşkusuz alüminyumdur. Alüminyum gibi, hemen ısınan ve hemen "dinden soğuyan"ların cami hikâyelerine meftun olduğumu söylemeden bitirmeyelim. Camideki imam, çocukken bunlara kötü davranmıştır ve o günden sonra -kırgın olarak- dinden soğumuş ve camiye adım atmamışlardır. Ateist olmuşlardır. Dini kıssaları küçümserler, ama daha naif hikayeler anlatırlar.
Merak bu ya, kapıdaki güvenlik size kötü davrandı diye, aceba müzikten soğudunuz mu, konserlere gitmeyi de bıraktınız mı?
Bugüne kadar ölü bir kelebek gibi kitapların arasında sakladığım bir sırrımı paylaşayım: Peygamberlik gelecek yaşlara eriştim, anladımsa şunu anladım. Ne bilgi, ne görgü, bu ülkede ihtiyacınız olan tek bir şey var: HIRS
Eski usul tarımın adını organik tarım, kocakarı ilaçlarının adını bitkisel kür yaptılar; ama her şeyden önce yapmaları gerekeni yapmadılar: Öz eleştiri.
İnsanoğlu, kendini merkez, tabiatı çevre sandığı müddetçe, dünyamızı mahvedenleri ne kadar gönülden eleştirirse eleştirsin, en fazla kölelerin avukatı olabilir. Kölenin haklarını savunmaktan fazlasını başaramaz.