Denge
Her fikir ayrılığında mutlak bir haklılık arayışı, ego savunmasından ibarettir. Asıl ilişkisel olgunluk; hangi dinamik için ne zaman ödün verileceğini ve hangi sınırların korunacağını öngörebilme becerisidir. Her tartışmayı kazanmaya çalışmak çocukçadır; neyi, ne zaman ve kimin için feda edeceğini bilmek ise gerçek bir yetişkinlik
Derler ki insan bir kere severmiş, İşte sen , o bir keresin.🖇️
1000Kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Şimdi bu tipler türedi. Yine kişinin ismini gizledim,X'te de böyle şeyler dönüyor. Mevzuya gelecek olursak, herkes birbirinden ufak bir tartışmada ayrılsın o zaman. Bir de ilişkide mücadeleden bahsederler. En ufak harekette ayrılmak bilmem ne falan ne çocukça işler, gerçi çocuk bile yapmaz. Siz de ufak bir hata yaptığınızda hemen kapının önüne koysunlar nasıl olur? Bunlar gibilerle evlenilmez, bir şey konusamazsın bunlarla. Ulan anneleriniz babalarınız ilişkilerinde hiç mi tartışmadı, hiç mi güzel günleri olmadı. Hayat bu,ihanet ve aşırı saygısızlık dışında her şey affedilir. Bu nasıl bir kibirdir?
Edebiyat
Senden durup dururken nefret edenleri görürsün. Ama ortada hiçbir şey yok ve onları tanımıyorsun, Lakin bu önemli değil. Senin varlığın yada bir gülümsemen veya orda öylece durup dikkat çekmen bile onlar için yeterince nefret sebebi sayılır. Ellerinden gelse seni öldürseler anca rahatlarlar. Müthiş bir haset, nefret, kıskançlık, çekememezlik. Aslında senin hiçbir suçun yok. Kendi kendine takılan, zorlu ve mücadeleci bir hayat yaşayan, kimseye bulaşmayan kendi halinde birisin sen. Yaratıcı aslında onlardan (Zina mahsulleri) diye bahseder. Yani gayrimeşru ilişki sonuçları.. Onlar ; (Kötü Tohum) olarak geçer.. Yani onları düzeltemezsin, tabiatın kanunlarına ve düzene aykırı.. denge... Yapman gereken; kendi hayatına bakıp, görmezden gelip mücadelene devam etmek...
Hiç bir şeye cesaret etmeyen, Hiç bir şeye umut etmesin..
Duygu ve Düşünce
ben seni gerçekten çok seviyorum. ama bunu diyemiyorum. bunu söylemek yerine yaşamaya dalıyorum daha doğrusu çalışıyorum. belki bunu sana sık sık söylesem iyi şeyler olacak aramızda. ama aynı zamanda sevdiğimi söylemiş olmak cümlede kalmasın diye eylemlerde bulunmam lazım olacak. buna hâlim var mı bilmiyorum. hiçbir şeye teşebbüs edemiyorum. huzuruna bu şekilde gelecek olabilmemin kendi ellerimle kendimi zayi etmenin ve hayatın şahsi olduğu her nefsin kendine tayin edilen zamanda dünyada bir sonu olduğu gerçekleri enseme binerken ben hiçbir yapmamanın ve söyleyememenin kolayına kaçıyorum. bu kaçtığım kolaylık beni en zor olanın azı dişlerine sıkıştırdı. bir hareket bir cümle bir şeyler başlatacak besbelli. ama ben duruyorum. ölmeden evvel ölmek bu değildi ki.