Günümüzdeki Müslümanların Tarifi :
Cellâdına âşık olmuşsa bir millet,
İster ezan ister çan dinlet.
İtiraz etmiyorsa sürü gibi illet,
Müstahaktır ona her türlü zillet…

Ömer Hayyam..

Bundan birkaç gün önce, Somali’nin başkenti Mogadişu'da terör örgütlerince bombalı araç saldırısı gerçekleştirildi. İç savaşların, açlığın, yokluğun, terörün ve çaresizliğin adeta başkenti haline gelen Mogadişu’da hayatını kaybedenlerin sayısı bugün itibarı ile 400'ü geçti. Maalesef 700’den fazla da yaralı var.

Devletimiz menfur terör hadisesini duyar duymaz derhal harekete geçmiş ve Cumhurbaşkanımız talimatları ile bölge halkına acil tıbbi yardım yapılması kararlaştırılmıştır. Bu amaçla “Başbakanlıkça askeri uçak tahsis edilmiş, yaklaşık 10 ton ilaç ve tıbbi malzeme toplanılarak içerisinde uzman doktorlar da bulunan 33 kişilik sağlık ekibiyle birlikte Somali’nin başkenti Mogadişu’ya gönderilmiştir. Durumu ağır olan 35 kişi de ülkemize getirilerek hızla tedavilerine başlanmıştır.’’

Çok büyük petrol, doğalgaz ve uranyum rezervlerine sahip olan Somali, yıllardır emperyalist ülkelerin tezgâhladığı darbe, terör ve iç savaş sarmalı içerisinde boğuşup durmaktadır. Çok geniş ve verimli tarım arazilerine karşılık ülkede kıtlık yaşanmasının sebebi; “Batılılar’ın çok ucuz fiyata kiralayıp kapattıkları bu tarım arazileridir.’’ Ticaret gemilerinin zehirli atıkları da bölgede balıkçılığı tamamen bitirmiştir. Nüfusunun tamamını Sünni Müslümanların oluşturduğu ve ortalama yaşama süresinin 55 olduğu Somali’de güvenlik sorunları bugünde yine hat safhadadır. Kuraklık terörün ve açlığın esir aldığı Mogadişu’da, iskelete dönmüş yalınkat çocukların yüzleri sinekten adeta tanınamaz hale gelmiştir.

Ne dersiniz kıymetli dostlar? Fransa’daki terör saldırısında ölen 12 kişi için, cenaze töreninde bir araya gelip kol kola yürüyen liderleri, acaba önümüzdeki günlerde Mogadişu’da da görebilir miyiz? İslam ülkeleri için sahte timsah göz yaşı ile taziye yayınlayan batılılar kendi vatandaşlarına gösterdiği hassasiyeti buradaki Müslümanlar içinde gösterirler mi..? Ne dersiniz? Tamam sustum. Evet haklısınız şansımı zorladığımın farkındayım…

Kıymetli dostlar, biliyoruz ki esasen nefes almamıza bile tahammülleri yok bu deyyusların.! Bunlara göre; “En iyi Müslüman zaten ölü Müslümandır.!” İstiyorlar ki yerin altında da üstünde de ne varsa alayı kendilerinin olsun. Şeytana hizmet eden bu emperyalist ruhsuz adamlar, sürekli kabaran iştahlarına bir türlü gem vuramıyorlar.. Bu yüzden de kendinden olmayanları sürekli tehdit ediyorlar.. Haçlı zihniyetine sahip belanın irisi bu küfür topluluğu, birlik içinde olup dünyanın her yerinde Müslümanlara zülüm edip, kendi yaydıkları fitnelerle Müslüman’ı Müslüman’a kırdırmaya devam ediyorlar..

Dünya Müslümanları, Müslüman olmadıkça, biz Müslümanlar kendimize gelmedikçe, bir birimize karşı samimi olmadıkça, biliniz ki bu adem denizinde bize huzur muzur yoktur..! Akıllı insanlar dertlerini eskitmezlermiş.. Birbirimize karşı olan kin ve nefret duygularından biran önce arınmalı, ümmet bilinci ile artık yek vücut olmalıyız. Müslümanlar olarak artık bütün bu gerçekleri görme, özümüze dönme ve yaşanan bu duruma itiraz etmenin vakti saati çoktan gelmiştir.

Sessizliğin çözüm değil, biran düşün bizi ne olur. Uzaksın olmadığın kadar...

Yıldız Tilbe

Sanki biran karşıma çıkıcakmış gibisin. Hala özlem doluyum deli gibi sana .

Hayırlı Kandiller...
Bu gece;
Eller Sema’ya,
Diller Duâ’ya,
Gönül’ler Rahman’a,
Alın’lar Secdeye kavuşsun.

Ya Rabbi! Ya İlahî!
Bu mübarek gecenin yüzü suyu hürmetine Ümmeti Muhammed’i sevginle kuşat!
Bizlere senin sevgini kazanacak ve arttıracak ameller yapmayı nasip eyle.

Ya Rabbi!
Bizi doğru ve hak olan yolda sabit kıl!
Bizi biran bile nefsimizle başbaşa bırakma!
Bizi heran kendinle meşgul eyle ALLAH’ım!
Tövbe istiğfarlarımızı kabul eyle.
Ümmeti Muhammed’e Rahmetinle muamele eyle.
Ya Rabbi!
Dilimiz dönmez seni hakkıyla övmeye:(
Fahri Kainat Efendimizin bildirdiği gibi ‘Allah’ım sen kendini övdüğün gibisin’
Ya Rabbi!
Günahkar dil ve bedenimizle bu mübarek gecede kapına geldik senden af ve mağfiret diliyoruz. Sen affedicisin affetmeyi seversin. Sen Ümmeti Muhammed’i affeyle :(
Ya Rabbi!
Sen bu mübarek geceyi bütün İslâm Alemine mübarek ve hayırlı kıl Allah’ım.
Amin ...

gökçe c., Gece Tayyarede Açıkta'yı inceledi.
 12 Nis 21:50 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 8/10 puan

“Geleceğin en etkili silahı da, aracı da hiç kuşkunuz olmasın tayyaredir. Bir gün insanoğlu tayyaresiz de göklerde yürüyecek, gezegenlere gidecek, belki de aydan bize haber yollayacaktır. Bu mucizenin gerçekleşmesi için 2000 yılını beklemeye gerek kalmayacaktır. Gelişen teknoloji daha şimdiden bunu müjdeliyor. Bize düşen görev ise, batıdan bu konuda fazla geri kalmamayı temindir” Mustafa Kemal ATATÜRK (1936 Eskişehir Tayyare Alayı Ziyaretindeyken…)

Açılışı, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kitapta geçen bu sözleriyle yaptıktan sonra, Kurtuluş Savaşının nice bilinmeyen kahramanlarından biri olan makinist, pilot Vecihi Hürkuş’un yaşam öyküsünü anlatmaya çalışacağım. Kitabı iki sene önce almıştım. Necip bey’in / Necip Gerboğa önderliğini yaptığı Farklı Türler Etkinliği okumam için beni ateşledi. Tıpkı Vecihi’nin müptelası olduğu biricik uçağı, nazlı kızım dediği Albatros tayyaresini ateşlediği gibi. Necip bey’e de buradan teşekkürlerimi gönderiyorum.

Evet Vecihi ismi size mutlaka çağrışım yapmıştır. Hepimiz Şener Şen’in o ünlü uçan Vecihi karakteriyle, Münir Özkul’un evine girdiğini, Ayşen Gruda’yı seven ve onunla babası vermediği için evlenemeyen rolüyle hatırlıyoruz :) Filmin ismi Gülen Gözler’dir. Mutlaka izlemişsinizdir ya da karakteri biliyorsunuzdur. İşte bu karakter aslında gerçek Vecihi Hürkuş’tan esinlenilip uyarlanmıştı.

Peki Kurtuluş Savaşı’nın ilk ve son uçuşu ona nasip olan ya da Rusların ona taktığı isimle Kara Tehlike Vecihi Hürkuş kimdi? O, insanın soyadının hayatı olabildiği özel kişilerden biri. 6 Ocak 1896 tarihinde İstanbul'da doğdu. Yeşilköy'deki Tayyare Mektebi'ne girerek pilot olarak mezun oldu. Vecihi tam bir tayyareciydi. Ama kökten bir tayyareci. İçini dışını her şeyini bilen, onaran, tasarlayan sözden değil, gönülden bağlı bir uçuş kahramanıydı. Tüm imkansızlıklar, olumsuzluklar, uçak düşürmeleri Onu asla yıldırmaya yetmedi. Evet uçak düşürdü ama sapasağlam hayatta kalabildi. O hep uçtu. Uçmak için doğmuştu. Semaya ait olduğu kadar aziz vatanına da aitti. Önce yaptığı keşif uçuşlarından sonra, gerçek savaşın olduğu göklerde uçmaya başladı Vecihi. Rusları bombalamaya gittiklerinde, Yüzbaşı Şükrü Bey'in “Bu görevde gazilik yok Vecihi, ya şehitsin, ya esir” dediğinde gözünü kırpmadan “Allah şehitliği nasip etsin” diyordu.

Vatanına da uçağı gibi tutkuyla kopmamak üzere bağlanmış biri vardı hep okuduğumda. Vecihi bir yandan vatanı için savaşırken, bir yandan da ölen pilotlar ve diğer insanlar için derin bir üzüntüye kapılıyordu. Hümanist yönünün bu denli güçlü olması, okuyucuyu etkilememesi mümkün değil. Kaç kadını kocasız, kaç çocuğu babasız, kaç anne babayı evlatsız bıraktım diyor, her bombaladığı uçaktan sonra…

Ruslara karşı savaşında uçağı düşürerek, Nargin Adasında yaşadığı esir hayatından da söz ediliyor. Okurken insan tasavvur ettikçe, içinin acımasını önleyemiyor. Esir düşmek Vecihi için zaten ölümden beter. Orada esir düşen Türk askerlerinin çoğu temizlenme imkanı olmadığından kolera salgınından hayatını kaybetmiş. Her yer pislik içinde. Yemek namına hiçbir şey yok. Adada su kaynağı da olmadığı için, şehirden getirilen su önce Ruslara, kalırsa Türk esirlere veriliyordu. Burada tam 6 gün su verilemiyor Türk esirlere! Ne acı, sert, kesif koşullar. Savaş süresince ne beter hayatta kalma direnişleri. Vecihi buradan kaçmak için plan yapıyor. Öleceksem özgürlüğüme giderken öleyim diye kazıyor tüm belleğine, azmine. Pes etmeyi asla kendine yediremediği için yüzerek kaçmayı başarıyor. Kaçmasından önceki yaptığı bir planı ve Ruslara tokat gibi verdiği bir ders var ama onu burada anlatarak okuyacak kişilerin keyfini kaçırmak istemiyorum.

İstanbul’a döndüğünde ise, kaldığı yerden devam etmeye başlıyor bizim kahraman pilotumuz. Yunanlılara da gereken cevabı fazlasıyla veriyor Vecihi. İstanbul İngilizler tarafından resmen işgal ediliyor. Ülkenin o zamanki vahim durumu, Vecihi’yi biran olsun görevinden ayırmıyor. Her zaman yürekten inanıyor ve biliyor ki, bu Vatan kurtulacak! Vatan yeter ki sağ olsun! Çoğu arkadaşını kaybediyor Vecihi. Burada daha çok kişi ve pilotların adı geçiyor ve onlarında hayatlarına bakış atma imkanı sunmuş yazar. Hepsi Kuvayi Milliye’nin adsız, onurlu, cesaretli, aziz vatanperverleri olarak yüreklerde ilelebet yaşayacak.

Vecihi tarihe yazdığı başarılarından dolayı İstiklal Madalyası alıyor. Kendisi o kadar tevazu sahibi biri ki ne zaman bir komutanı tarafından azıcıkta olsa övülse bunu içinde yaşayıp, dillendirmiyordu. Ve hep okuduğumda etkilendiğim gibi, ölen insanların acısı onu daha çok düşündürüyor, ilgilendiriyor.

Kitapta, Vecihi’nin 1.Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı süresince yaşadıklarını anlatmış. Savaştan sonraki kendi uçağını üretmek için başlattığı girişimden ve bu girişimin defalarca baltalanmasını anlatmıyor. Ben onu da kitapta bulabileceğimi düşünmüştüm! Umarım bu serüvenin bundan sonraki kısmını da okuma imkanım(ız) olur. Çünkü bildiğim kadarıyla kendisinin bu sevdasını tüketmek adına çoğu insanın bu işi sabote ettiği tatsız bir gerçek. Meyve veren ağaç her zaman her yerde taşlanır, taşlanmakla da kalmaz kökünden sökülür!

Kitabın anlatım dili son derece anlaşılır ve akıcıydı. Yazar Orhan Bahtiyar’ın kalemi okuyucuyu kesinlikle sıkmıyor. Ben zamanımın kesintiye uğramasından dolayı on güne yayarak okuyabildim. Yoksa en fazla iki ya da üç günde bitirebileceğiniz bir kitap olmuş.

Okumak isteyenlere “mutlaka” diyor, herkese iyi okumalar diliyorum.

Melek yeter, bir alıntı ekledi.
02 Nis 13:09 · Kitabı okuyor

Düşsel sevgi çabuk başarıya ulaşmak tutkusuyla yanar...tek isteği herkesin dikkatini çekmektir.
Gerçektende ne olacaksa sahnedeki gibi biran önce olsun, uzun sürmesin herkes ona baksın , övsün diye canlarını verecek duruma gelenler bile vardır..
Yararlı sevgi ise dayanıklılık , irade ister, hatta bazı kişiler için başlı başına bir bilimdir

Karamazov Kardeşler, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Sayfa 111 - iletişim-)Karamazov Kardeşler, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Sayfa 111 - iletişim-)
Mine yetkiner, Kürk Mantolu Madonna'yı inceledi.
31 Mar 02:32 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Madonna ismi, Orta-Çağ İtalyancasında “ma donna” öbeğinden gelmektedir. “Ma donna”, kısaca “leydim” anlamına gelir ve Hz. Meryem’in sıfatlarından biridir. ...
güzel kitapppp ne zamandan beri okumak istiyordumm ama elimde başka kitaplar vardı en sonunda okuyabildim okudum bitirdimmm okunmaya değer kitaplardan biride kürk mantolu madonna.. okumadıysan biran öncee okuu istersennn ;)

Baran Ak, Genç Werther'in Acıları'ı inceledi.
31 Mar 01:17 · Kitabı okudu · 5 günde · Puan vermedi

Çoğumuzun ilk bakışta hayatımızın merkezine soktuğu bir insan olur. Onun öyle mükemmel olduğunu düşünürüzki kendimizi ondan on gömlek daha alçak görürüz. Onunla en ufak göz temasında öyle bir heyecana kapılırızki o anı bir daha yaşamak için dünyaları vermek isteriz. Önceden harika yaptığımız bir işi bile onu düşünmekten doğru düzgün yapamayız. Onun en ufak istediğini bile biran önce yapmak isteriz. Onu sık sık görmek isteriz ve bunun için çok vasit bahaneler uydururuz. Ona ulaşamıyorsak özgüvenimiz düşmeye başlar, kendimizde eksik gördüğümüz bir şeyin başkasında olması o kişiyi kendimizden üstün görmeye yeter, hatta tanrıdan tüm yeteneklerimizin yarısını alıp birazcık özgüven ve kaygısızlık isteriz. O ulaşamadığımız aşk bizi git gide öyle bir bitirir ki kendimizi tanımayız. İşte genç werther'de bu acıları yaşadı.

Bu kitabı okumadan önce ilk defa kitaba başlamadan yazarının hayatını inceledim. Ve şunu söyleyebilirim ki goethe kendi hikâyesini yazmış.

ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR HARİKA…
Onbir yaşında bir oğlum var. Tüm ebeveynlerin yaşadığı gibi bende sıklıkla oğlumla iletişim problemi yaşıyorum . Hele de ergenlikle çocukluk arasında olan bu yaşlarda birbirimize çemkirme durumları da olmuyor diyemiycem:))) Hangi anne-çocuk arasında olmaz ki! Onu anlayabilmek ,aramızdaki bağı koparmadan ona doğruyu göstermek en temel amacım . Sürekli kurallar koyan onun karşısında bir anne olmak istemiyorum ,vıcık vıcık arkadaşımmış gibi nerde duracağını bilmeyen bir çocuk da istemiyorum… Hal böyle olunca kitaplar imdadıma yetişiyor. Bu kitabı da yine böyle bir cinnet anımda okumaya karar verdim. Kitabın ilk cümleleri çok dikkatimi çekti.
________________________________________________
“ Ben,terbiyeyi,terbiyesizlerden öğrendim.(Ebül’ald Ma’ari 973-1057)”
_________________________________________________

Alıntılarla başlamış olan kitabın önsözü de yine tamda şimdi okursam çok fayda sağlayacağını doğrular nitelikteydi. Orada “çocukların nasıl ebeveynleri olmasını istediklerinden” bahsetmesi daha da kitaba yaklaştırdı.”Her üç çocuktan biri annesinden memnun değil” cümlesini görmek eyvah eyvah ya o üç çocuktan biri benim oğlumsa diye sormadan edemedim…

Oğluma faydalı olur diye okumaya başladığım kitapta kendi çocukluğumdan anlar bulmak çok ama çok mutlu etti. İki okul arkadaşının başka şehirlerde yaşamalarından dolayı arkadaşlıklarını sürdürmek adına mektuplaşmaya başlamaları,mektubu ne kadar özlediğimi hatırlattı… Benimde mektup arkadaşlarım vardı , hala saklarım mektuplarını. Ve kartpostallar :) yılbaşında,bayramlarda uzaktaki tanıdık ve akrabalara gönderirdik ve onlardan gelenleri saklardık… Güzel günlerdi…

_________________________________________________
http://www.nkfu.com/...artpostal-resimleri/
resimler sizinde yüzünüzü aydınlatacak…
__________________________________________________
Mektupları okurken çoğunlukla gülmekten koptum resmen … Gergin bir anımda başlayıp böyle komik hikayeler okumak çok iyi geldi. Güldüm gülmesine ama çokça da düşündüm … Aziz Nesin demek bu demek zaten! Çok klişe belki ama Gülerken düşündürmek her yazarın harcı değil …

En çok da “Şimdiki Çocuklar Harika” başlığındaki mektuba güldüm :) Öyle eğlenceli bir kitap ki oğlumun da okumasını sağlayacağım .Kitap okumayı sevmeyen çocuklara kitabı sevdirecek nitelikte.

Aradığını buldun mu? Sorularını duyar gibiyim. Evet aradığımı ve daha fazlasını buldum. Tabi ki çocuk yetiştirme el kitabı değil. Bence hiçbir kitap tek başına yeterli olmaz.Her kitap başka bir şey katar.

Şimdiki çocuklar harika diyince kendi çocukluğuma gittim demiştim. Öyle tek başıma gitmeye niyetim yok :)) hadi linklere tıklayın da beraber gidelim:))

https://www.youtube.com/watch?v=aq4B9N4rTfQ
https://www.youtube.com/watch?v=N_ibwhjT_hg
_____________________________________________________
Aziz Nesin’le tanışmamı sağlayan değerli işsiz arkadaşım :))) Tuco Herrera ‘ ya tekrar teşekkür ederim . Tanıştırdığından beri tüm kitaplarını okuma isteği duydum. Düşündüm de bir Aziz Nesin etkinliği olsa ne güzel olurdu dedim. Kendisi de düşünüyormuş ki değerlendirdi isteğimi ve etkinlikle birlikte yazarla tanıştıktan sonra diğer kitaplarını da okuma fırsatı doğdu bana… Etkinlik henüz başlamadı ama heyecanımdan biran önce başladım. Bir –iki kitapla geçiştirmek niyetinde değilim. Zamanı iyi değerlendirip bol bol Aziz Nesin okuyup 36 yıllık açığı kapatmam lazım. Unutmadan yönetmen arkadaş :) NigRa 'ya da çok teşekkür ederim :) etkinlikler kraliçesi diyebiliriz sanırım :))
______________________________________________________
Bu keyifli yolculuğumu okuduğunuz için teşekkür ederim ve Aziz Nesin okumayan kalmasın diye sizleri #28594964 etkinliğe davet ediyorum . Mutlu günler dilerim.