ESMA ÖZTÜRK, Butimar'ı inceledi.
10 dk. · Kitabı okuyor · Beğendi · 10/10 puan

Kitabı bitirince ufak bir mide bulantısı baş gösterdi. Bulantımın geçmesi için hiçbir şey yapmadım, şükür ki sadece mide bulantısıyla çıkabilmiştim kuyudan. Kendimi daha yalnız hissettim. Yusuf'un Behzad'sız kaldığında, Behzad'ın da Yusuf'suz kaldığında hissettiği gibi. Ben daha çok yalnızdım, hem Yusuf'suz, hem de Behzad'sız kalmıştım...

[*Üstüne perde çekilmiş bir spoiler içerebilir. Zaten bundan sonra söylediklerimi de anlarsa Yusuf'un tabiriyle 'Sevgili okuyucu' anlar...*]

Yusuf da yalnızlığının peşinden kör gözleriyle gidip, kuyuya düştüğünde çıkacağından umutluydum. Ne de olsa adı Yusuf'tu. Ama Yusuf, bir yılana dönüşmeye başlamıştı. Bunun gizemiyle hikayeye daha da sarıldım, içine adımladım.
Yılına dönüşmesindeki amaç, ana karnından itibaren düştüğünü sandığı kuyudan çıkmaktı. Ama yılan olmak ona elle tutulur derecede hissettiğim bir haz vermeye başladı...  Kurtuluş sandı, dönüşümünün peşini bırakmadı, bırakamadı. Sıradan bir yılan değildi o, Yusuf'un kuyusundaki yılandı. Butimar'ın yanına gitmek için çıktı kuyudan ilk önce, kardeşi Behzad yardım etmisti çıkmasına... Butimar'ı bulunca kuyunun etrafinda bile dolaşmaz sanmıştı.
Yusuf; o parlak, elif gözleriyle, pullu bedeniyle, çatallı diliyle nasıl yaptı bilmiyorum ama aşık etti Butimar'ı kendisine. Az kalsın ben de Butimar gibi Yusuf'un güzelliğine kanıp aşık olacaktım ona. Ne de olsa iki dilli sayılırdı. Biri Butimar için olsa, biri de benim için olmaz mıydı? Neyse. Ben aldım Yusuf'tan selamımı... Hem de cümlesinde 'sevgili' kelimesi geçiyordu.
Bilmiyorum, belki de bende aşık olmuştum ki, Butimar'la Yusuf'un peşine takılıp kuyuya düştüm. Yusuf, Butimar'ı sürüklerken ben de heybesindeki simya kitabının, bazen de kırmızı kaplı defterin içinde dolanıyordum. Belki de ben, kitaplara sığındığımdan kuyuya düşerken çok yara almadım. Çünkü düşerken, Butimar geçmişinden olmuştu, Yusuf'sa geleceğinden.
Sonra Yusuf geleceği için Butimar'ı soktu. Behzad'ı bekledim, belki gelir bizi kurtarır diye, ama Behzad kendini bulmanın yorgunluğuyla gelemezdi ki... Yusuf daha da yılanlaştı, artık tek başina kuyudan çıkabiliyordu. En azından öyle görünüyordu. O, heybesini alıp kuyudan çıkarken ben kuyuda kaldim. Yusuf'un aşkı Butimar için... Yusuf'un soktugu yerleri emdim. Ama zaten o Yusuf'un zehrine bile aşıktı. Öyle ya, soktuğu yerden kan bile akmadı.
Aradan ihanet acısı gibi acı dağıtan bir zaman geçti. Meger Yusuf, oradan buradan topladıklarıyla Butimar'ın aşık olmadığı, daha kuvvetli bir zehir yapmış, dönmüştü. Ama bunu bir ben biliyordum. Gerçi sonradan Butimar'da ögrendi. Yusuf'a selam verdim, duymadi. Butimar selam verdi, duydu. Ama almadı, içinde yer yoktu.
Butimar'ın kanı onun icin aşktı. Aşkına kavusmak icin hazırladığı zehirden icip Butimar'ı soktu.
Kan aktı, Yusuf aşkından kör olmustu, göremedi. Butimar dayanamadi. Ben dayandim.
Yusuf da dayanamadi.
Yusuf, Yusuf oldu. Ama cok gecikti. Simdi gercek bir kuyuya düştü. Karlı bir mezar gibiydi. Ben ağitlar yaktım. Behzad geldi. Geldi degil mi? Her seyi temizlemeye geldi. Sadece temizlemeye... Keske bizi kuyudan kurtarabilseydi...

ilknur güzelbaba, bir alıntı ekledi.
16 dk. · Kitabı okuyor

... durum karmaşık ve umutsuz bir hal alınca, insanlar önlerine çıkan ilk şeye sarılır,...

Görmek, José Saramago (Sayfa 101 - Can)Görmek, José Saramago (Sayfa 101 - Can)

Evet, bizzat kendim bir düşkırıklığıyım, kırık bir rüyayım ben. Ve hepimiz öyleyiz...

Çetin Özdemir, bir alıntı ekledi.
19 dk. · Kitabı okuyor

Kalem 1-4
Nun. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun. Sen Rabbinin nimetiyle bir deli değilsin. Gerçekten senin için kesintisi olmayan bir ecir vardır. Ve şüphesiz sen, pek büyük bir ahlâk üzerindesin." (Kalem: 1- 4 )

Hz. Muhammed'in Hayatı, Martin Lings (Sayfa 51)Hz. Muhammed'in Hayatı, Martin Lings (Sayfa 51)
Kısmet Başköy, Göğe Bakma Durağı'ı inceledi.
19 dk. · Kitabı okumadı · Beğendi · 10/10 puan

GÖĞE BAKMA DURAĞI
İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım

Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam birde ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumıyalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım

Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukca güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmiyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım


Turgut UYAR

recep yigit, İnsan Tabiatını Tanıma'yı inceledi.
24 dk. · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Her insan zekası, duyguları ve kültürü ile değerlidir. Doğan her bebek geleceğimiz için önemlidir. İyi ürün almak için toprağa tohum atmak yetmez, ona iyi bakım vermek gerekir. Sadece başkalarında bulunan, sahip olamadığımız kaynakları övüp, sahip olduklarımızı görmezden gelmek de bir aşağılık duygusu ifadesidir.

Siz her şeyden kaçmak isterken bir tren kalkar, örneğin istasyondan ve siz o trende değilsinizdir. İşte yaşamak, tam da böyle bir şeydir...