Selin Iş, Kaybolan Ben'i inceledi.
4 dk. · Kitabı okudu · 7/10 puan

Kitabı okudugunuzda sonunu çok merak ediyorsunuz ve tahmin ettiğiniz gibi çıkma ihtimali yüksek bir kitap. Bazi yerlerinde uzulup agliyorsunuz bazi yerlerinde oh be diyorsunuz güzel bir yaşam hikayesi bence

Yonca, bir alıntı ekledi.
5 dk. · Kitabı okuyor · Beğendi

"Bütün isteklerimin en son gayesi belki de ona tamamen, hiç noksansız, bütün maddi ve manevi varlığıyla sahip olmaktı, fakat elde edebildiğimi de kaybetmek korkusuyla, bu gayeye gözlerimi çevirmekten çekiniyor, seyretmekte olduğu ve yakalamak istediği
harikulade güzel bir kuşu küçük bir hareketiyle kaçıracağından korkan bir insan gibi atıl kalıyordum."

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali (Yapı Kredi Yayınları)Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali (Yapı Kredi Yayınları)
Tuğba Ayaz, bir alıntı ekledi.
14 dk. · Kitabı okudu · Beğendi

İnanıyorum ki Allah bugün üzüldüğümüzü sandığımız olayların önündeki perdeler açıldığında güzel bir hikayenin başrolüne koyacaktır bizi...

Fesleğen, Hikmet Anıl Öztekin (Sayfa 149 - Hayykitap)Fesleğen, Hikmet Anıl Öztekin (Sayfa 149 - Hayykitap)
Seyhan Eser, Olasılıksız'ı inceledi.
18 dk. · Kitabı okumadı · 10/10 puan

Okuduğum en güzel bilimkurgu roman diyebileceğim bir kitap. Karıştırırken içinde grafik gördüğüm için dikkatimi çekmişti ve okumaya başlamıştım. Gerçekten kitabı okurken içindeydim ve kesinlikle sonunu kestirememiştim. Yazar ters köşe yapmıştı ve sanırım böyle kitapları seviyorum :) uzun lafı kısası muhteşemdi!

Yasemin, Diriliş'i inceledi.
28 dk. · Kitabı okudu · 11 günde · 7/10 puan

Kitabın ana karakteri Nehlüdov’un, eskilerde yapmış olduğu bir hatayı telafi etme çabası üzerine kurgulanan bir roman. Tolstoy kitapta din, adalet ve vicdan konularını derinlemesine irdelemiş. Din hakkındaki söylemleri oldukça sert. Bunun yanı sıra adelet sistemine bakış açısı ile farklı bir soluk getirmiş kitaba. Kitabın ilk yarısı oldukça akıcı ilerliyor.
İkinci yarı tempo biraz yavaşlıyor. Nehlüdov’un sisteme karşı kendi içerisinde vermiş olduğu savaşı anlatıyor. Birçok farklı kişinin hayat hikayelerini de kısa kısa okuyoruz. O hikayeler çok fazla ilgimi çekmedi. Asıl ilgili çeken kısım Nehlüdov’un toprak kullanım hakkı ve Maslova hakkında alacağı nihai karardı. Bu kitap etiklik sayesinde okuduğum güzel bir roman olarak kitaplığımda yerini aldı.
Okumayı düşünen herkese keyifli okumalar diliyorum.

12.01.2017
***
Ve dün gece, tüm o düşünceler dün gece oluştu zihnimde. Hayaller kurmaya, kafamda çeşitli canlandırmalar yapmaya başlarken buldum kendimi... Bir gün yolda giderken, ansızın arabanın birinin önüne mi atlasam diye düşünmeye başladım. Hem diğerleri bunun bir intihar olduğunu da düşünemezdi, bu bir trafik kazasıydı, yaya haksızdı, kırmızı ışıkta durması gerektiği halde yola fırladı, hızla gelen arabanın farkına varamadı, çünkü gelen eceldi, vakit dolmuştu, artık ölmek gerekmişti. Sonra düşündüm ki bu şekilde kendimi öldürtmeye çalışmak haksızlıktı. Ölümüme sebep olacak insanın psikolojisini bozmaya hakkım yoktu. Ve sonra bir binadan kendimi atmak geldi aklıma. Ama yüksek bir bina bulmalıydım oldukça, içine girebilmeli, en üstüne çıkabilmeliydim. Peki ama olur da ölmez isem ne olacaktı, ya sakat kalırsam ve bir daha hiç yürüyemeden yaşamak zorunda kalırsam? Bu da olmazdı. Bileklerimi mi kessem acaba ya da mutfaktan bir bıçak alıp karnıma mı saplasam? Evet bunlardan biri olabilirdi, bileklerimi kesebilirdim mesela... Elimde kesici herhangibir şeyin var olduğunu hayal ettim. Bir elimi bileğimin üzerinde çizik olacak şekilde gezdirdim sonra. Çizik, bu büyük bedenin ölmesi için küçüktü oldukça. Bir kesik ölmek için yetmezdi, diğer bileğe de bir kesik atmak gerekirdi. Bu sefer de iki küçük kesik olurdu ve yine yetmezdi. Üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz... Kanlar çoğalana gözüm kararana kadardı.

Peki buraya kadar güzel ama bunu nerede yapacaktım? Evde yapamazdım, bir şekilde aileden biri yetişir, beni hastaneye götürür ve ben yeteri kadar kan kaybedemediğim için ölemezdim. Dışarıda açık bir alanda da yapamazdım. Ama evin yanındaki odunluk... Evden biraz hava alacağım diye çıkıp odunluğa girip kapısını kapatıp tasarladığım planı gerçekleştirebilirdim. Odunlukta olduğum kimsenin aklına gelmezdi. Saatlerce ortalıkta olmazdım, kimse beni bulamaz ve kan kaybından ölürdüm. Ailem polise giderdi belki. Kızımız ortalıkta yok, kayboldu, ona ulaşamıyoruz derlerdi... Günler sonra da cesedim kokmaya başlardı herhalde ve odunluğun etrafını sarardı. Kokudan rahatsız olan aile bireyleri kokunun kaynağını arardı. Ve aranan kız sonunda bulunurdu.

Tüm bunları yapmadan önce bir veda mektubu yazmak şarttı. Sevenlerime hiçbir açıklama yapmadan gitmek, büyük vicdansızlık olurdu. Peki ya sonra? Sonra ne olacaktı? Aileme ne olacaktı? Bu şekilde ölmek, ölümü seçmek onları kahretmeyecek miydi? Bu kadar çok sevdiğim aileme, beni bu kadar çok seven aileme bu acıları nasıl yaşatacaktım? Nasıl kıyacaktım onlara nasıl bu kadar bencil olabilecektim? Ölümün hayalini kurmak kolaydı, ölmek kolaydı. Zor olan sonrasıydı. Hayalini bile kurmak dayanılmazdı. İnsan kendi acısıyla başa çıkabilir ama sevdiklerinin acısına nasıl razı olabilir ve bu acıyı nasıl kendisi yaratabilir? Nasıl acıtır? Nasıl kanatır?

Ve tüm bu düşüncelerin sonrasında ağladım sessizce... Ağladım, ağladım ve ağladım... Sessizce...

İrem Nur, Marilyn Monroe ve Bilinmeyen Hayatı'ı inceledi.
37 dk. · Kitabı okudu · 6/10 puan

Başlarda sardı fakat sonra sıktı. Hatta bir ara yarıda bırakmayı bile düşündüm.
Tek sıkıntı yazar belli bir düşünceyi size kabul ettirmek için çeşitli kaynaklardan yararlanıp bunları uzun uzun yazması. Aslında Monroe gibi insanların hayatları için bu gereli çünkü her şeyi muamma bu kadının.
Yine de kitabın aralarına serpiştirilmiş fotoğraf çok güzel.
Eğer Marilyn Monroe hakkında detaylı bilgi istiyorsanız ve bazı konularda kafanızda soru işareti varsa en güvenilir ve en iyi kaynak bu kitap.