Benim kalemim'den
‘KONUŞANLAR’
Biliyorum bu başlık size yabancı gelmedi. İlkokul, ortaokul ve lisede çok konuşanların adın tahtaya yazılırdı. Benim adım hep o listede vardı. Sınıfın en çok konuşanı bendim . Ben sınıfın en yaramaz öğrencisiydim . Hocalarım beni severdi ama çok konuşmamdan şikâyetçi olurdu. Daha o yaşlarda bile haklıysam susmamam gerektiğinin farkındaydım . Konuşmaktan kastım , sınıfın huzuru bozmak değil, sınıfın huzuru sağlamaktır .İlk konuştuğum şeylerden biri hocam siz dersi doğru işlemiyorsunuz, bu dersi böyle işleyerek maaş alamazsınız ? Ya da eğitim bu değil .
*
Zilin çalmasını bizden daha çok istiyorsunuz, bu doğru değil dediğimde karşılığın da ‘Seni bir kaşık suda boğarım' cevabı oldu . Madem bize ders anlatmaktan zorlanıyorsunuz , yapmayın bu işi diyerek hocalara karşı, küçük harflerle sitem ederdim .En güzel dersin , ne boş ders ne de beden eğitimi dersidir diye , hocalarımla ayaküstü ağız dalaşına girerdim. Öğrenci , çalışkan olsun ya da olmasın bir öğretmen, öğrenciyi tahtada tek ayakla bekleterek ceza veremez diye hep söylenip dururdum . Daha o, yaşım da bile öğrenciyi dayakla terbiye edilmemesi gerektiğinin farkındaydım ve saygımı bozmadan bu duruma karşı çıkardım.
*
Lisede de durum değişmedi, tahta da yine adım vardı .O zamanda da yine çok konuşurdum . Hocanın ismini vermeyeceğim ama tanıyan bilir, birkaç defa da tartıştım . Hocam , öğrencileri kuytu köşe evlerde toplayıp inanç dersleri vermeye hakkınız yok , bu yaptığınız doğru değil diye hep söylenirdim . Ya da özel kurumunuz için okul içinde yüksek dozda etkileyici sözlerle öğrenci toplamanız doğru değil, demekten asla çekinmezdim. Öğretmenler odasında gereksiz yere vakit öldürüyorsunuz dememden çok rahatsız oluyordunuz biliyordum .
*
Şimdi üniversiteye geldim , hala adım çok konuşanlar listesinde , notla öğrenciyi tahdit etmek bir eğitimciye yakışmaz, dediğime kulak tıkayabilirsiniz. Kız öğrencileri odanızda misafir edip , onları etkilemek için söylediğiniz hikayelerin modası geçti deme cesaretini kendimde buluyorum.
*
Farkındayım çok konuştum . Beni sevmediniz, ilgilenmediniz çünkü siz hep susanları sevdiniz. Aslında susanlar , size saygısından değil , sizden korktukları için susmak zorunda kalanlardı. İnsanı dilsizleştiren ,korkuları ve kaybettiklerinin kazandıklarına değmemesidir. Ben yıllardır , kaybeden taraf oldum ama yanlışı doğru yerde söylemekten asla çekinmedim . Kimin kara listesinde adım var, bilmiyorum ama benim listem hep boş .
*
Öğrenciyi , konuştu diye listeye alma gibi bir fikrim asla olmadı. Benim yaptığım, ne boyumdan büyük işlere kalkışmak ne de burnumu her şeye sokmaktı. Ben, gerekli yerde lafı sokmadım, sadece lafımı esirgemedim. Bugün de kara listeye girdim , CHP’ye cumhurbaşkanı aday adayı , olmak için havaalanına gidiyorum denilmez, havalimanına gidiyorsun, dediğim için yine bana kızdı . Bari seçmene kızma.
Merxas Ayda

RA, bir alıntı ekledi.
31 dk. · Kitabı okuyor

güzel tespit
Eskiden gençlerin
okuması gerekirdi; adları cahile çıksın istemezlerdi, ister istemez çalışırlardı.
Oysa şimdi dünyadaki her şey saçmadır demeleri yeterli, bir anda başarıya
ulaşıyorlar

Babalar ve Oğullar, Ivan Sergeyeviç Turgenyev (Sayfa 55 - Can sanat yayınları)Babalar ve Oğullar, Ivan Sergeyeviç Turgenyev (Sayfa 55 - Can sanat yayınları)

Bir gül kadar güzel ol ama dikeni kadar zalim olma. Birine öyle bir söz söyle ki, ya yaşat ya da öldür; ama asla yaralı bırakma.

Şeyma Öztürk, bir alıntı ekledi.
32 dk. · Kitabı okuyor

Çok güzel adamsın be :)
‘Ben sevgiden, sevinçten söz açmak istemez miyim, delice, çılgınca, içim taşa taşa, bir sevinçten söz açmak istemez miyim? Ben sevinçli adamım. Bu dünya böyle olmasa, böyle kara, karanlık olmasa, ben sevinçten taşar coşardım. Yaradılışım karanlıktan çok aydınlığa, acıdan çok sevince... Ne çare, ne çare ki sevinmek gelmiyor elimden... Dostluktan söz açmak, ne güzel. Bir dostum var. Sıcacık eli var. Sevgi dolu gözleri var. Ne güzel yalansız, salt sevgi dolu bir insan eli sıkmak. Sıcacık, sıcacık... Ben deli olurum, insanlar karanlık karanlık, kuşkulu baktıkça bana... Bütün insanlar kuşkusuz, korkusuz, çıkar düşünmeden, düşmanlık geçirmeden içlerinden baksalar birbirlerine... İnsan, ne olur biliyor musunuz, sıcacık bir bahar güneşinin bahtiyarlığında duyar kendisini... Bahar güneşinde bir sevinç içinde gerinir. İnsan bir bahar çiçeği temizliğinde olur.’

Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne, Yaşar Kemal (Sayfa 7 - Yapı Kredi Yayınları, 5.baskı, 2018.)Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne, Yaşar Kemal (Sayfa 7 - Yapı Kredi Yayınları, 5.baskı, 2018.)
Winchester, bir alıntı ekledi.
38 dk.

Acıyor
Mutsuzluktan söz etmek istiyorum
Dikey ve yatay mutsuzluktan
Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
Sevgim acıyor

Biz giz dolu bir şey yaşadık
Onlar da orada yaşadılar
Bir dağın çarpıklığını
Bir sevinç sanarak

En başta mutsuzluk elbet
Kasaba meyhanesi gibi
Kahkahası gün ışığına vurup da
Mtede beride yansımayan
Yani birinin solgun bir gülden kaptığı bir firengi
Öbürünğn bir kadından aldığı verem
Bütün işhanlarının tarihçesi
Bütün söz vermelerin tarihçesi
Sevgim acıyor

Yazık diyor birisi
Güzel gözlü bir çocuğun bile
O kadar korunmuş bir yazı yoktu
Ne denmelidir bilemiyorum
Sevgim acıyor
Gemiler gene gelip gidiyor
Dağlar kararıp aydınlanacaklar
Ve o kadar

Tavrım bir şeyi bulup coşmaktır
Sonbagar geldi hüzün
Kış geldi kara hüzün
Ey en akıllı kişisi dünyanın
Bazan yaz ortasında gündüzün
Sevgim acıyor
Kimi sevsem
Kim beni sevse

Eylül toparlandı gitti işte
Ekim filan da gider bu gidişle
Tarihe gömülen koca koca atlar
Tarihe gömülür o kadar

Göğe Bakma Durağı, Turgut Uyar (Sayfa 86)Göğe Bakma Durağı, Turgut Uyar (Sayfa 86)
Selda Emir, Karmaşık Duygular'ı inceledi.
41 dk. · Kitabı okudu · 18 günde · Beğendi · 8/10 puan

Yedi adet hikayeden oluşan Zweig kitabı, yine muhteşemdi. Hikayeler hakkında kısaca bilgi vermek gerekirse;

"Ormanın Üzerindeki Yıldız"
Ne üzücü bir hikaye, garsonun Kontese duyduğu aşk ve bu aşkın ulaşılmazlığı duygusuyla, bir anda hayatının anlamsız olduğunu düşünmesi. Keşke insanlar arasında seviye farkı olmasa dedirtiyor.

"Unutulmuş Düşler"
Aşk ile hayat idealleri ve paranın karşılaştırılması. Gençlik hayalleri ve olgunlaşınca değişen düşünceler.. Hangisine hak verilir, bilemedim.

"Erika Ewald'in Aşkı"
Sakin, huzurlu süregelen bir aşk hikayesi derken, sonuna doğru yaşananlar üzücü bir etki bırakıyor hem Erika'nın hem okuyucunun üzerinde..

"Alacakaranlık Hikayesi"
Bir gencin dramatik hikayesi de diyebiliriz, aşka tamamen teğet geçen bir gencin sürükleyici, kederli ve gizemli hikayesi.

"Zıt İkizler"
Bu hikayeyi okurken acaba G.G.Marquez mi okuyorum düşüncesi sıkça geçti aklımdan. Masal gibi bir hikayeydi.

"Bir Yüreğin Çöküşü"
İnsanın kendi bilinci ile, kendi hayatından vazgeçmesi mümkün mü? Üstelik ailesinin kendine karşı olan davranışları sebebiyle. Daha önce Can Yayınları'ndan okumuş olduğum bu hikayeye bu kitapta yeniden rastlayıp, yeniden etkilendim.

"Karmaşık Duygular"
Gerçekten ismine münhasır, bittiğinde hissettiklerim çok karmaşıktı. Ama bu düşünce çok güzel bir hikaye olduğunu değiştirmez. Çok sürükleyiciydi.

Keyifli okumalar dilerim..

sude aydemir, Sessiz Kalma!'ı inceledi.
42 dk. · Kitabı okudu · 4 günde · 6/10 puan

Kitabın konusu gerçekten güzel ve ilgi çekici. Artık bu tür şeylerin okunmaya ve yazılmaya ihtiyacı var. Ama şöyle bir sorun var ki kitap size ırkçılığın kötü bir şey olduğunu söylemesine rağmen ırkçılık yapıyordu. Yazar kendisiyle çelişiyordu. Bir de kitaptan mı çeviriden mi bilmediğim “yapçan mı? Gelcem” gibi şeyler sinirimi bozdu. Okuma şevkim de azaldı. Diğer sorun ise küfürlerin çok oluşu. Evet artık bu tarz şeylerden rahatsız olmuyorum ama bu kadar fazla olması bence bir sıkıntı. Kitabın iyi yanlarını söylemem gerekirse konusu ve sürükleyici olmasıydı. Ne demiş olursam olayım belki bu kitaba bir şans verebilirsiniz. Keyifli okumalar.

Yuşa, bir alıntı ekledi.
46 dk. · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yaşamaya Dair
Yaşamak şakaya gelmez,
Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
Bir sincap gibi meselâ,
Yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
Yani,bütün işin gücün yaşamak olacak.

Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni, Nazım Hikmet RanNe Güzel Şey Hatırlamak Seni, Nazım Hikmet Ran
Güler K., bir alıntı ekledi.
1 saat önce

Mobilya satın alırsınız. Kendinize dersiniz ki, bu hayatım boyunca ihtiyaç duyacağım son kanepe. Kanepeyi alırsınız ve sonraki birkaç yıl boyunca, hangi işiniz ters giderse gitsin, en azından kanepe sorununuzu çözmüş olduğunuzu bilirsiniz. Sonra aradığınız tabak takımı. Sonra hayallerinizdeki yatak. Perdeler. Halılar.
Sonra o güzel yuvanızda kısılıp kalırsınız. Bir zamanlar sahip olduğunuz şeyler artık sizin sahibiniz olur.

Dövüş Kulübü, Chuck Palahniuk (Sayfa 45)Dövüş Kulübü, Chuck Palahniuk (Sayfa 45)

Yüzük Kimdeyse Süleyman Odur
Hazreti Süleyman a.s.’ın mührü bir yüzüktü ki dört köşeli bir kaşı vardı. Bu yüzüğü Cebrail a.s. Cennetten çıkarıp Allah cc.’nin emri ile Davut a.s’a getirdi. Bir köşesinde “El mülkü lillah” (Mülk Allahındır) yazıyordu. Cebrail a.s bu yüzüğü Davut a.s’a verip dedi ki :
-“Ey Davut! Hak Tealadan sana bir yüzük ve on soru getirdim. Allahu Tealanın buyruğu odur ki: Evlatlarını toplayıp bu on soruyu onlara sor. Kim doğru cevap verirse senin yerine o geçsin. Devleri, Perileri, Ademoğullarını, yelleri, kuşları, canavarları, dünyada ne ki varsa hepsini buyruğuna başeğdirsin, itaatli kılsın. Ve bütün dünyaya padişah olsun” dedi.
Hz. Davut a.s Ekabirlerden, yüce insanlardan oluşan bir meclis kurup evlatlarını çağırdı ve bu meclis huzurunda tek-tek hepsine bu on soruyu sordu. Hiç biri cevap veremedi.
En son Hz. Süleyman a.s. ayağa kalktı:

-“Eğer izin verirseniz bu sorulara ben cevap vereyim!” Dedi. Davut a.s.’ın gönlü hoş oldu Ve:
-“Ya Süleyman söyle bana” dedi:
1-Dünyanın en kem kötü şeyi nedir ki ondan daha kötüsü yoktur?
2-En güzel, en üstün şey nedir ki ondan daha güzeli, daha üstünü yoktur?
3-Dünyada en acı şey nedir?
4-Dünyada en tatlı şey nedir?
5-O nedir ki ondan daha çirkini yoktur?
6-Nedir o ki ondan daha kabası yoktur?
7-Yine o şey nedir ki ondan daha yakını olmasın?
8-Nedir o şey ki ondan daha ırağı yoktur?
9-Yine nedir o şey ki onda daha gussalı, daha kaygı verici şey olmasın?
10-Nedir o şey ki ondan daha sevinçli şey yoktur?
Süleyman a.s. dedi ki:
–“Ey baba bu sorduğun sorular çok kolay şeylerdir?”
1-Dünyada en kötü şey insanoğlunun nefsidir ki ondan daha kötüsü yoktur.
2-Ondan daha güzel daha üstünü olmayan şey akıldır.
3-En acı şey yoksulluktur
4- Çok tatlı olan şey varlıklı, zengin olmaktır.
5-İnsanoğlu’nda süğmekten, küfürden daha çirkin şey yoktur.
6-Kaba (katı yürekli) kadından daha kabası yoktur.
7-İnsanoğlu’na ahiret’ten yakın şey yoktur. Ve bütün kişiler ona gitmektedir.
8-Sonra dünyadan ırak başka bir şey yoktur ki, insanoğullarından ıraklaşmaktadır.
9-Gayet gussalı, kaygılı şey; ruhun bedenden ayrılmasıdır.
10-Gayet şad, sevinçli olan şey yine ruhtur ki, insanoğlunda bulununca bu sevinci duyar!
Diye cevap verdi. Yalnız her soruya cevap vermeden önce gülümsedi sona cevap verdi
O zaman Davut a.s. oğlu Süleyman a.s.’a:
-“Gerçek söyledin, öyledir! Ama Bu yüce insanların huzurunda neden her soruya adaba aykırı olarak gülerek cevap verdin”: Süleyman a.s:
-“Bu soruların cevabını bende bilmiyordum ama siz her soruyu sordukça cevabı bir karınca bana söylüyordu bende size cevap veriyordum” dedi.
O zaman Davut a.s. dedi ki: Amaç Allah’a (cc) ulaşmak olduktan sonra vasıta isterse bir karınca olsun, önemli değil.

(Kaynak:Tarih-Taberi cilt 1 sayfa 70-71)