• 336 syf.
    ·8 günde·Beğendi·10/10
    Ene’den sonra çıta artık yükselmez demiştim ama erken konuşmuşum. Pir’i okumadan önce “karışık” yorumunu almıştım birçok kişiden. Biraz tedirgin başladım ama hiç düğümlenmedi çok şükür. Aksine aktı da gitti, ömrümden aldı...
    •Menkıbelerin altında yazarın notunu çok beğendim. O kadar inçe düşünülmüş ki, hiçbir bilgiye zarar gelsin istenmemiş.
    •Boğazımın ilk düğümü Ahmed anasının mezarına gelip veda ettiğinde başladı. O nasıl bir içli vedaydı ki okuyanı bile böyle kederlendirmişti.
    •Musa Barlas’ı okuduğumda, onun zamandan zamana göç ettiğini anladığımda neye uğradığımı bilemedim. O şaşkınlığım hâlâ hatırımda Onun tövbesinin güzelliği ve Abdullah Sadr’a kendini tanıtırken “Bana Âmâ Derviş derler.” demesi kalbime derinden işledi.
    Ahmed Yesevi’nin oğlunun şehid olduğunu öğrendiğinde; “Ben ömrümde en fazla iki şeyi sevdim. Biri oğlum İbrahim, biri de yörük kıratım. Gidin, bulun İbrahimime kıyanı. Ona deyin ki, yörük kıratımı ona hediye ettim.” demesi... Allah’ım o neydi? O teslimiyet nasıl güzeldi? Burada tüm dünyanın yükünü hissettim omuzlarımda. Ezildim, büzüldüm, mahvoldum.
    •Ahmed Yesevî altmış üç yaşına geldiğinde; “Hz. Peygamberin altmış üç sene ayak bastığı toprağın üstünde ben daha fazla duramam. Ondan daha çok yaşamış olmaktan ar ederim.“ deyim yerin altında ömrünü devam ettirmesi... O sünnete olan sadakat. Boğazımı düğüm düğüm etti yine.
    -Bu yazdıklarım etkilendiğim yerlerden sadece birkaçı. Hepsini yazsam kitabı oluşturur zaten.
    -Ben bu kitabı şaşırarak söylüyorum ki; Ene’den daha çok beğendim. Daha donanımlı geldi bana. Bu zamana kadar Süleyman Şah oğlu diye bildiğim Ertuğrul Gazi’nin de aslında Gündüzalp’in oğlu olduğunu öğrendiğimde yaşadığım şoku anlatamam herhalde. Yazar mı yanlış yazdı diye araştırdım amaaaaa kayıtlara ve delillere bakılırsa gerçekten Gündüzalp oğlu Ertuğrul. Bu şoku yaşattığın için de ayrıca teşekkür ederim
    Velhasıl Kelâm; sen yaz abi. Yunus Emre’yi de yaz, Somuncu Baba’yı da yaz, Akşemseddin’i de yaz. Yazmak sana, okumak bize düşsün. Kalemine kuvvet gelsin. Tasavvufu bu derece güzel anlattığın için de Allah ebeden razı ola inşaAllah.
  • 272 syf.
    ·6 günde·Beğendi·9/10
    Bazı hikayeler başlamadan, bazı ihtimaller gerçekleşmeden kayıp gider ellerimizden.

    Burak Aksak kitabında iyi yürekli, temiz kalpli bir gencin gözünden hikayesini bizden, sıcak ve samimi bir dille anlatıyor. Bunu yaparken toplumun ve insanın türlü türlü hallerini ve yüzlerini gözler önüne seriyor.

    Okurken kendinizi güzel samimi bir hikayenin içinde bulurken bir yandan da hayatın ve insanların ironik yanlarını gülümseyerek farkedeceksiniz.

    Okunası bir eser olmuş. 🤗
  • 261 syf.
    ·10/10
    Harika. Şaşırtıcı, etkileyici. Önce şunu söylemem gerekiyor, kitabı 2015 yıılında aldım ve yıldızım bir türlü barışmadı. Sürekli 30 sayfa okuyup bırakıyordum. Bu sene hiç bir kitap yarım kalmayacak döviziyle başladım ve nasıl ilerledi nasıl bitti anlamadım. Kesinlikle okuduğun en zekice işlenmiş harika kitaplardan biri. Sürekli bir gerginlik hissi ile sayfaları çeviriyorsunuz. Başlarda basit bir çocuk hikayesini andırıyor. Mutlu küçük afacanlar bir adada büyüklersiz hayatta kalmaya çalışırken oyunlarla eğlenerek vakit geçiriyorlar. Ama sonrasında düzenli bir gerilim hali insana hakim oluyor. Karakterlerin evrimi, büyükler tarafından kontrol edilmeden, kurallar ve cezalar olmadan nasıl dönüşüm geçirdiği ise inanılmaz güzel anlatılmış. Kesinlikle ölmeden önce okunacak 100 kitap listesinde bulunan bir kitap.
  • Günaydın..
    güzel bir gün diliyorum herkese
  • 210 syf.
    ·20 günde·9/10
    #okudumbitti
    Herkese selam Yaklaşık 15 günlük bir aradan sonra kalemi ile ilk kez tanıştığım çinli yazar #yuhua dan #yasamak kitabının yorumu ile sizlerleyim. Is yoğunluğu, kafa yorgunlugum, annenin hastalık ve hastane işleri derken kitabımi ancak dün bitirebildim. Şimdi de sizlerle fikirlerimi paylaşmaya geldi sıra. Öncelikle şunu belirteyim; kitap bana göre çok güzeldi. Sadece okumak için, doğru bir şekilde özümseyebilmek için biraz sakın kafa ile okumakta fayda var derim okumak isteyen arkadaşlara.
    Yazarın anlatımı, kullandığı yazım dili gayet akici ve başarılı idi. Bu kadar trajedik olayların yaşandığı bir hikaye sanirim ancak bu kadar akici olarak ifade edilebilirdi. Ilk okuduğum kitabı oldu ama kesinlikle son olmayacak. Kitabimiz ise yaşlı bir adamın öküzü ile tarlasını sürerken tanıştığı bir yabancıya hayat hikayesini anlatmasıyla başlıyor. #Yugui nın gençlik yıllarından itibaren başlayan maceralı serüveninin nasıl bir trajediye dönüştüğüne tanıklık edeceksiniz bu kitapta. Hemde nasıl bir trajedi. Şimdi düşünün; size desemki ailenizden kalan çok değerli uçsuz bucaksız arazileriniz var ve bunları bir gecede kaybediyorsunuz. Ne hissedersiniz desem, bir çoğunuzun büyük bir yıkım veya kayıp olurdu dediğinizi duyar gibiyim. Ama bu kitapta asıl kaybın maddi değil de manevi olarak yıkımının ve buna rağmen herşeye inat umudu kaybetmemenin ne demek olduğunu öğreneceksiniz. Bir adam kendi eliyle once babasını sonra oğlunu, karısını, kızını, damadını, torununu belli zaman aralıklarıyla öldüklerinde toprağa gömdüğünü düşünün. Şimdi yukarıdaki kaybın acısımi yoksa bu yazdığım olayın acısımi daha büyük olur. Peki tüm bu kayıplara rağmen umudunu yitirmeyen bir adam var karşınızda desem....
    Iste bu kitap bana göre bir romandan çok daha öte bir yol gösterici hatta muhteşem bir öğretici olmuş. Samimiyetimle şunu diyeyim 10 tane kişisel gelişim kitabı okumaktansa böyle bir tek kitabı okumayı tercih ederim. Çünkü bu hayatın kendisidir. Son olarak şunu diyebilirim ki ; Çok güzel ve verimli bir kitap okudum. Okumak isteyen, merak eden var ise bir an once okuyun derim. Yeni bir kitap macerasinda buluşana dek sevgiyle kalın.
  • Gülümsedi Celil Hikmet, manasını böylesine selâmetle sırtında taşıyan cümle içini titretmişti. Güzelliği bir kez fark edince sebepleri olur olmaz sıralayan aşkın en güzel demindeydi.
  • 542 syf.
    ·Puan vermedi
    Sıcak Külleri Kaldı
    Oya Baydar
    Can Yayınları /540 sayfa
    ........
    DİPÇE:
    *Bir insan ömrünün değeri, neyle ölçülebilir ki?
    Hangi devrim uğruna ölenlerin yaşamınının yerini tutabilir?*
    ......
    Sıcak Külleri Kaldı, 1970'lerden 90'lı yıllara uzanan, siyasal ve toplumsal zeminde İstanbul-Ankara-Moskova-Paris hattında yaşama, ölüme ve aşka tanıklık eden bir dönem kitabıdır.Yazarın 12 Eylül, 12 Mart, 1 Mayıs günlerine , duygulu ve romantik bir kuşağın, çırpınışını, umudunu, pişmanlık ve çöküşünü ideolojik çerçevede olaylara içeriden ve dışarıdan bakarak cesurca ve zarifce ilmek ilmek oya'ladığı güçlü bir yapıtı...Bir alev topu gibi kucağıma düşen bu kitapta en fazla "sahipsizlik ve pişmanlık" duygularında asılı kaldım.Tarafları olan ancak kendi kendine büyüyen bir aşk, ebeveyni olan ancak kimsesiz büyüyen bir Umut çocuk, yoldaşı yandaşı olan ancak heba edilen bir işçi hareketi, sahiplediği kucakladığı ölçüde kimsesizleşen bir akademisyen Ömer Hoca, varsıl ama yoksun bir Arın Murat ve korlar içinde kimsesiz bir anne/kadın Ülkü ve diğerleri diğerleri...
    Sol siyasetin içinde dönemin nüanslarını yaşamış yazarın yer yer Ülkü karakterinde can bulduğu, tüm yalın anlatımına rağmen çıra gibi tutuşan sözcükleriyle iz bırakan bu kitabını kesinlikle tavsiye ediyorum.Oya Baydar edebiyatımızın tanışılması gereken en güzel kalemi...Teşekkürler Oya Baydar