Aliye Kaynak

Aliye Kaynak
@bir_arizi_hal
Hrü İlahiyat ''Bir Gölge Bahsi'' Bu hal arızdır, aslolan ebedi bir yurttur.
Konya
Haziran 2026 tarihinde katıldı
-e bilmek/-a bilmek
Bir yerden bir yere gidebilmeyi çok seviyorum. Gidebilmek, yapabilmek bir insan için şükredilecekler listesinde en başta bence. Bir yerlere koşuşturmak, sürekli acelesi olmak, oradan oraya yetişmek... İşinin olduğuna mı şükredersin,bir işe yaradığına mı şükredersin, bunu mümkün kılan maddi imkana mı yoksa en temeli fiziksel güce mi şükredersin? Gerçekten şuan hangisine şükretsem diğerinin hatrı kalır! Binlerce, yüz binlerce kere hamd olsun Rabbime. Bunu paylaşırken çok düşündüm eksik olanları incitirmiyim diye fakat bu saydığım şeyler belki birçoğuna göre şikayet sebebi. Sürekli birşeyler yapmak, ordan oraya kosturmak, hiç durmamak, dinlenememek gibi. Fakat demek istediğim, aslında bunlar şükür sebebi olmalı insana. Sizinde hayatınızda belki işi eksik belki maddi gücü belki fiziksel gücü eksik olanlarınız vardır mutlaka fakat şikayet ettiğiniz şeylere iyice bir bakın, emin olun aslında o kadar şükredeceğiniz şey çıkar ki karşınıza belki bende vesile olmuş olurum tefekkürünüze..sebep olana hamd olsun
Hayata Dair
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Duygular üzerine..
Cıvıl cıvıl bir manzara fotoğrafına hemen bir yaz şarkısı, gece manzarasına hüzünlü bir aşk şarkısı... Köy hatıralarına bir köy ezgisi… Özel günlere en özel besteler özenle seçilir. Cidden böyle mi oluyor durumlar? Baktığımız tüm güzelliklerde sadece mutluluğu mu görüyoruz; anı o anda, tek bir duyguyla yaşayabiliyormuyuz sahiden? En son ne zaman cıvıl cıvıl bir yaz gününde dibine kadar çaresizliği yaşadık? Sahi, çok da uzak değil sanki. O zaman neden sadece bir duyguyu yaşıyor gibi davranıyoruz çoğu zaman, bizi tek bir moda göre yaşamaya zorlayan ne bu hayatta? Ben acının içinde mutluluğu göremez miyim ya da mutluluğun içindeki hüznü? İlla tek bir duygu mu yaşamak zorundayım, birçok duyguyu aynı anda yaşayamaz mıyım? Neden kalıplara koyuyoruz kendimizi? Neden anlatamayacağımızı bildiğimiz anları tek bir duyguya sığdırmaya çalışarak paylaşıyoruz; bizi buna iten ne? Çok dertliyken niye acının dibini vuran şarkılar dinliyoruz mesela? Niye içimizi açacak, umut aşılayacak şeylere yönelmiyoruz? Niye itidale değil de ifrata yöneliyoruz? Çünkü kaçıyoruz; zor olandan kaçıyoruz. İtidale yönelmek; acıyı yok saymadan onunla yüzleşmeyi, onu sakinlikle göğüsleyip içinden geçmeyi gerektirir. Bu büyük bir irade ve emek ister. Oysa ifrat (yani acının dibine vurup o melankolide kaybolmak) ya da tefrit (duyguyu tamamen yok sayıp sahte bir neşeyle örtmek) çok daha kolaydır. Acı çekerken bizi daha da dibe çeken o şarkıları dinlemek, aslında o acının içinde uyuşmayı seçmektir. Eşiği geçmek, yani o acıyı olgunlukla yaşayıp dönüştürmek zor geldiği için, kendimizi o bildik, tanıdık acı döngüsünün içine hapsediyoruz. Acı çekmek bile, umut edip hayal kırıklığına uğrama riskini almaktan daha güvenli geliyor ruhumuza bazen. Tefrit kolayımıza geliyor. Oysa o eşiği bir geçsek kolaylaşacak olan
Duygu ve Düşünce

Aliye Kaynak

, 1000Kitap'a katıldı.