Batan güneşe karşı, küçük bir ırmağın kıyısında
Oltasını savurmuş, oturuyor bir düşsever adam
Atmış tüm endişelerini bir yana
Dinleniyor bakarak kıpırtısız duran olta mantarına
Belirsiz düşünceler sarmış adamı: <<Ay sisler içinde yitiyor,
Belki yarın ben olmayacağım ama bu hafif dalgalar
Bu yaz günü, bu tatlı uyuşukluk
Hepsi yeniden olacaklar.>>
Sonra belli belirsiz ve biraz da kaçamak
Sonsuzluk üzerine düşünüyor düşsever adam
Ve titriyor yakaladığı balık kumların üzerinde:
<<Su nerede?>>
O yok, bir daha da hiç olmayacak.
Nasıl da çabalıyor solumaya: çok, çok geç artık
Ona göre değil bu kuru, bu korkunç hava
Solungaçlar açılıp kapanıyor. Kum ılık ve apak
Oturuyor düşsever adam olta mantarına bakarak.