Ömrüm boyunca, hayatımı ezen koşulların
bazılarından kurtulmak istediğim, buna karşılık kendimi benzer başka koşullar tarafından
kuşatılmış olarak bulduğum çok oldu, olayların belirsiz örgüsünde bana karşı kesin bir
düşmanlık vardı, desem yeri var. Diyelim ki,
beni boğmakta olan bir eli boynumdan
söküyorum. O eli söküp atan kendi elimin,
beni kurtarırken boynuma bir ip geçirdiğini
fark ediyorum. İpi boynumdan dikkatle
çıkarıyorum, ama bu kez de kendi ellerimle
boğazımı sıkmama ramak kalıyor.
Büyük tutkularım, sınırsız düşlerim oldu – ama o kadarı çıraklarda, terzi kızlarda da vardır, çünkü bütün dünya hayal kurar: Bizi birbirimizden ayıran şey, o hayalleri gerçekleştirecek gücümüzün ya da kendiliğinden gerçekleştiklerini görecek kadar şansımızın olup olmamasıdır.
Düşlerimde ben de çıraklar, terzi kızlar gibiyim. Onlardan tek farkım, elimin kalem tutması. Evet, onlardan bir edimle, bütünüyle bana ait bir gerçeklikle ayrılıyorum. Ruhumda ise onlara benziyorum.