Büyük cümleler kurmak, büyük sözler söylemek tuhaf ve tehlikeli bir durum. Yani bence öyle. Ama hepimizde var bu garip âdet. Yaşamadığımız, görmediğimiz, bilmediğimiz ve sınanmadığımız ne çok şey hakkında ahkâm kesiyor, atıp tutuyor ve hatta kırıp da döküyoruz bazen. Oysa konuşmak konuşmakla değil de düşünmekle başlayan bir fiil. Evvela söyleyeceğini, daha dilinden dökülmeden düşünmeli değil mi insan? Sonra sese dönüşüvermeli de öyle çıkıvermeli ağızdan. Ama öyle olmuyor ve öyle yapamıyoruz çoğu vakit. Önce söylüyor sonra düşünüyoruz.
Belki de bazı şeyleri hiç söylememek lazım, ayıplamamak, kötülememek, olmaz ya da başıma gelmez dememek lazım.
"Susan kazanır" fehvasınca sükût ehlinin her vakit galip geldiği bence hakikattir. Sûreten öyle görünmese bile, hakikaten öyledir. Bazı vakitler en anlamlı tepkidir susmak. Onlarca kelime dizmekten satırlara ya da onlarca cümle sarf etmekten çok daha fazla manası vardır.