Bu yolculukta karşımıza çıkanlar bir şeyi esirgedilerse, yüz şey verdiler bize. Vermediklerini konuşur durursak, çoğu kez yaptıkları gibi yanıltır bizi hatıralar. Kötülük gözümüze batan dal gibiyken, iyilik sessiz sedasız akan nehir gibidir, ayaklarımızın dibinde. Ovaları sular, toprağı yeşertir, vadiye hayat verir.
Hepimizin içinden en yüksek derecede olma arzusu geçer. Yalnız bilmeliyiz ki bu mertebe, yüksek adanmışlık ve fedakârlık istediği gibi iyiliği yaparken ve yaptıktan sonra başa gelenleri dert etmemeyi ve yakınmamayı da ister. Muhasibî bunun ölçüsünü şöyle açıklar: "İnsanın bir işi sırf Allah rızası için yaptığının alameti, kıymeti bilinmediğinde rahatsız olmamaktır."
Bize ulaşan ikramlar üzerinden kutsalla kurduğumuz bağı bizden sadır olan davranışlar vesilesiyle de yenileriz. Yaptığımız bütün güzel işlere besmeleyle başlayarak o işi Allah için ve O'nun verdiği imkânlarla yaptığımız bilincini hep taze tutarız. Kibir-enmez, şımarmayız. Amaç dağınıklığına maruz kalmayız, her adımımızın nihaî hedefi bellidir. Besmele demek bağ kurmak, işleri boşlukta, amaçsız dolanıp durmaktan kurtarmak, onlara yüce bir anlam katmak demektir.
Allah'a inanmak, başlangıçta niyetlerimize, neticede davranışlarımızın bağlanacağı amaca, tepeden tırnağa kendi rengini verir. (Bakara 2/138) (Niyet ve amaç her zaman birbirine içkindir.)