Serinin 4.kitabı biraz durağan geçti. Bu kitapta çoğunlukla Anne'in Gilbert'a gönderdiği mektupları okuyoruz. Bu mektuplarda da kızımız başından geçenleri anlatıyor. Hem mektup havası hem de sanki o an olay yaşanıyormuş gibi bir hava vardı. Gayet güzel dengelenmişti. Tabiki kitap tamamen mektuplardan oluşmamakta.
Kitaba bir çok karakter girip çıktı ve yazar bunu çok güzel bir şekilde ayarlamış. Her bir karakteri oluşturup onlara ayrı ayrı (kısada olsa) bir hikâye yazması, bütünleştirebilmesi çok güzeldi.
Üçüncü kitapta Anne artık üniversiteye başladı ve onun bu heyecanına biz de ortak oluyoruz.
Anne her ne kadar üniversiteye başlayıp bir olgunluğa erişmiş olsada içindeki o küçük hayalperest kız hala orada. Arkadaşları ile eski bir kır evine taşınan Anne için kahkaha ve eğlence dolu bir hayat başlıyor. Bu kır evinde geçirdikleri vakit hem eğlenceli hem de sıcacıktı. Okurken büyük bir keyif aldım.
Anne ve Gilbert arasındaki mesafe de azalmaya başladı. Güçlü ve neşeli kızımız bazı şeyleri fark edip kabullenmiş durumda. İkisinin arasındaki diyalog çok tatlıydı. Serinin her kitabında olduğu gibi bu kitapta akıp gitti ve bir solukta okudum.