Belki de kazanmaya çok ihtiyacınız vardı. Tıpkı uçuruma düşen birinin bir tutam ota sarılması gibi. Kabul edersiniz ki uçuruma düşmeyen biri ağaç dalı diye ota sarılmaz.
İnsanlar kötü olmaktan çok avanaktırlar, yalnız burnunun dibinde olan şeyleri görürler. Biraz daha ötesini anlamazlar. Oysa, yakında olan basittir asıl değerli olan, uzaktakilerdedir. Eğer yaşayış daha kolay, insanlar daha zeki olsalardı herhalde daha yararlı bir şey olacaktı. Ne var ki, bu amaca ulaşmak için şimdilik geçici bir zaman rahat bir yaşayıştan vazgeçmelidir.
Bir kez kitabın birinde okumuştum, yaşamın hiçbir anlamı yokmuş, bunu birdenbire anladım! Ben bu yaşamın ne demek olduğunu pek iyi biliyorum. İnsanda bir takım düşünceler var. Karmakarışık, tıpkı çobansız koyun sürüsü gibi. Şurada burada dolaşıyor. Hiçbir şey yok, onları bir araya toplayacak hiçbir kimse yok. Ne yapılacağını da kimse bilmiyor. İşte anlamsız denilen yaşayış bu! Ben bu yaşayıştan kaçmak, arkaya bile bakmadan uzaklaşmak istiyorum. Bu kadarcık olsun yaşamı anlamış olan ne mutsuzdur.