Sayın Bay Maksim Gorki,
Merhaba,
Size bu satırları gelecekten yazıyorum. Sizin, bu kitabı yazdığınız dönemde yaşadıklarınızı, biz gelecekte, hala değişmemiş bir sistemde tıpkısının aynısı olarak yaşıyoruz. Pelage'nin hissettiğinin tıpkısını, burada başka başka Analar da hissediyor.
"Neden?" diye soruyor bir çok Ana.
Neden, ben bir evlat yitirdim ve suçlular gülümseyerek, hiç utanmadan, sıkılmadan ortalıkta geziyor? Neden, ahlaksızlık diz boyu ve bu ahlaksızlıktan kimsenin yüzü kızarmıyor? Neden, hala, bir işçi çalışıyor da ha çalışıyor ve boğazından kuru bir parça lokma geçsin, doysun, belki çocuğunu doyursun diye yırtınıyor?
Neden mi?
Biz Pavel gibi dirayetli, adaletli, iyi olamadık. Biz, sen gibi bir Ana'nın evlatlarıyız belki ama okumadık. Yasaklı kitaplardan korktuk, yasaklı kitaplardan, doğrudan, iyiden, adaletten, bilgiden korktuk.
Yok hayır, aslında korkmadık.
Biliyor musun Sayın Bay Maksim Gorki, biliyor musun, elimize telefon diye bir APTAL KUTUSU tutuşturdular. Hepimizde var. Eğer birimizde bile yoksa o birimiz YAŞAMIYORUZ. Yaşadığımızı o aptal kutusundan kontrol ediyoruz.
Yasaklı kitapları çoktan unuttuk. Şimdi yeni moda yasaklı siteler. Aa ama onu da çözdük Bay Maksim Gorki. VPN var telefonlarımızda. Yasak yok. Ama yasak çok.
Biliyor musun Bay Maksim Gorki, şimdi de başımızda bir Çar var. Aynısı, yüz yıl öncenin aynısı. Yine sen yasaklı bildiri basıp işçilere okurken yakalanırsan nasıl ki sürülüyorsun, biz de Silivri'ye sürülüyoruz. Neden Bay Maksim Gorki, neden? Neden bir tivit attık diye bizi de Sibirya'ya mahkum ediyorlar?
Biliyor musun Sayın Bay Maksim Gorki, Silivri muhtemelen Sibirya'dan daha soğuk...
Sevgiler Sayın Bay Maksim Gorki. Adaletin, daha doğrusu adaletsizliğin değişmediği, iyinin, doğrunun, bilginin beş para etmediği yüz yıl