Mutluluğu unutunca aniden mutlu olursun. Huzuru unutunca birden karşına çıkar. Aslında hep senin yanındaydı, ama sen orada değildin. Sen düşünüyordun: Gelecekte erişilecek bir hedef var, kazanılacak mutluluk var, yaşanacak huzur var. Senin aklın gelecekteydi ve halbuki mutluluk tıpkı çiçeklerin parfümü gibi çevrende dolanıyordu.
Arayışın ta kendisi seni mutsuz kılar. Aramadığında mutsuzluk seni arar. Aradığında yalnızsındır ve bulamazsın. Nerede arayacaksın? Nasıl arayacaksın? Beyin asla mutlu olmaz. Beyin senin mutsuzluğunun toplamıdır. Beyin senin mutsuz geçmişinin toplamıdır, yaşadığın tüm acıların: benliğinde bir yaradır. Ve beyin aramaya, peşinde koşmaya çalışır, sen de ıskalarsın.
Fakir birisi asla umudunu yitirmez, ama zengin öyle değildir. Henüz umudunu yitirmemiş bir zengine rastlarsan o garanti henüz zengin değildir. Umutsuzluk zenginliğin simgesidir. Fakir ümitlenebilir. Sahip olmadığı milyonlarca şey vardır. Hayal edebilir, o şeylere kavuştuğunda hedefine ulaşmış olacağını ümit edebilir.
Varoluşla birlikte olmak mutluluktur, canlılıktır, meditasyon halidir.
Ama insanın bütün eğitimi her şeyi daha hızlı yapmak üzerine kuruludur. Hız kendi başına bir değer gibi gözükmektedir. Ama değildir.
Hayatın en büyük sırrı - ve bunu asla unutma -bir armağan olmasıdır. Sen bunu hak etmedin. Bu bir hak değil. Sana bahşedilmiş, onu kazanmadın. Bunu anladığında pek çok şey açıklığa kavuşacaktır.