ʟâʟ

ʟâʟ
@birgaripmuvahhide
İslam'da asla ve asla kişilere bağlılık yoktur, ancak ve ancak Allah ve Rasûlüne bağlılık vardır!
nereden başlayalım?
ahlâkınızı düzeltmekle başlayın zira bu yolun başıdır
14 okur puanı
Ocak 2023 tarihinde katıldı
Receb ayının 13., 21., 22. ve 27. günlerinin (İslâm'daki) önemi nedir? Hamd, Allah'adır. Özellikle bu günlerin (İslâm'da) kesinlikle bir ayrıcalığı yoktur. Receb ayının bütün günlerin gelince, bunlar istisnâsız yüceltilmiştir. Çünkü Receb ayı, Zilkâde, Zilhicce ve Muharrem ayları gibi, haram olan aylardandır. ●Hicrî ayın 13. gününe gelince, -bu sadece Receb ayına özel değildir- Eyyâmul-Bîyz olarak bilinen hicrî ayın 13., 14. ve 15. günlerinden birisidir ki bu günlerde oruç tutmak müstehaptır. Birçok bid'at ehli, belirli günlerin, belirli fazîletlere sahip olduğuna inanmakta ve bu günleri hiçbir şer'î delil olmaksızın birtakım ibâdetlere tahsis etmektedir. Bu kimselerin yaptıkları amelleri, kendilerine iâde olunur, kabul edilmez. Çünkü bunlar, Allah Teâlâ'nın izin vermediği şeyi, Allah'ın dînine ekleyerek yenilik çıkarmışlardır. Allah Teâlâ'dan, bize, sünnete ittibâ etmeyi (uymayı) ve bid'attan uzaklaşmayı nasip etmesini dileriz. Allah Teâlâ, Peygamberimiz Muhammed'e salât ve selâm eylesin. #RecebAyındakiBidatler
Reklam
Receb ayı orucuna gelince, bu aya veya bu ayın bir kısmının oruçla geçirilmesine dâir orucun fazîletli olduğu konusunda sahih bir hadis sâbit olmamıştır. Bazı insanların bu ayın, diğer aylardan daha fazîletli olduğuna inanarak bazı günlerini oruçla tahsis etmelerinin şeriatta hiçbir aslı yoktur. Fakat Peygamberden ﷺ haram aylarda -ki Receb de bu haram aylardandır- oruç tutmanın müstehap olduğuna delâlet eden şu hadis gelmiştir: (( ... صُمْ مِنَ الْـحُرُمِ وَاتْرُكْ.)) [ رواه أبو داود] "...Haram aylardan istediğin kadar oruç tut ve istediğin kadar oruç tutma." (Ebu Dâvud; hadis no: 2428. Fakat Elbânî; 'Daîdu Ebî Dâvud' adlı eserinde hadisin zayıf olduğunu belirtmiştir.) Bu hadis, -sahih olsa- haram aylarda oruç tutmanın müstehap olduğuna delâlet eder. Kim, diğer haram aylarda oruç tutar ve Receb ayında da oruç tutarsa, bu takdirde oruç tutmasında bir sakınca yoktur. Fakat sadece Receb ayını oruçla tahsis etmeye gelince, bu olmaz. Nitekim Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye -rahimehullah- şöyle demiştir: "Receb ayını oruçla tahsis etmeye gelince, bu konudaki hadislerin hepsi zayıf, hatta uydurmadır.İlim ehli bu hadislerden hiçbirisine itimat etmez. Bu hadisler, fezâil konusunda rivâyet edilen zayıf hadisler hükmünde bile değildir. Hatta bu hadislerin geneli, mevzu (uydurma) ve yalan hadislerdendir. İmam Ahmed'in Müsnedi'nde Peygamberden ﷺ haram aylarda -ki bu aylar, Receb, Zilkâde, Zilhicce ve Muharrem'dir- oruç tutmayı emreden bir hadis vardır. Bu hadis, bütün haram aylarda oruç tutmayı emretmektedir, sadece Receb ayını oruçla tahsis etmemektedir." (Mecmû'u'l-Fetâvâ; c: 25, s: 290.) İbn-i Kayyim -rahimehullah- şöyle demiştir: "Receb ayında oruç tutma ve bazı gecelerini ibâdetle geçirme konusunda zikredilen bütün hadisler, yalan ve iftirâdır." (el-Menâru'l-Munîf; s:
Uydurma Zikirler ve İbadetler Hakkında; Yoksa, Allah'ın dinde izin vermediği bir şeyi onlara meşru kılacak ortakları mı vardır? (şura 21) Nafi -radıyallahu anh- anlatıyor; İbni Ömer'in -radıyallahu anhuma- yanında birisi aksırdı ve “Alhamdulillah wassalamu ala Rasulillah” (Allah’a hamd, Rasulune selam olsun) dedi. Bunun üzerine İbn Ömer şöyle dedi: Ben ‘alhamdulillah wassalamu ala Rasulillah’ mı diyorum? Rasulullah ﷺ bize böyle öğretmedi. Bize “alhamdulillahi ala kulli hal” -her zamanda ve her durumda Allah’a hamdolsun- dememizi öğretti. (tirmizi 2738 ; hakim 4/265 isnadı hasendir.) Görüldüğü gibi bahsedilen hadisde sahabe aslında görünüşte kötü bir şey söylememiştir. Fakat sünnette öğretilen dua yerine kendi uygun bulduğu şekilde dua ettiği için, İbni Ömer -radıyallahu anh- tarafından tepkiyle karşılanmıştır. Onu uyarmıştır. Berâ b. Azib radıyallahu anh'dan rivayete göre, Peygamber ﷺ şöyle buyurdu: “Yatacağında namaz abdesti gibi abdest al, sonra sağ tarafına uzanıp şöyle de; “Allah’ım irademi sana teslim ettim yönümü sana çevirdim senden korkup seni isteyerek işlerimi sana bıraktım sırtımı sana dayadım senden kaçıp kurtulmak ancak sana dönmekle mümkündür. İndirdiğin kitaba ve gönderdiğin peygambere iman ettim.” bunları söylediğin gece ölürsen fıtrat üzere tertemiz ölürsün, sabaha çıkarsan hayır kazanmış olarak sabahlamış olursun." Berâ diyor ki: Ben "gönderdiğin Rasûle" dedim… Bunun üzerine Peygamber ﷺ göğsüme vurdu ve; "gönderdiğin peygambere” de buyurdu. (buhâri, daavât 7, 9; Tevhid 34; Muslim(2710); Tirmizi (3391); Ebu Dâvud (5046, 5047, 5048) Burada da görüldüğü üzere, neredeyse aynı anlama gelen iki kelime arasında dahi bir değişiklilk yapılması caiz görülmemişken, Rasulullah'dan ﷺ geldiği sabit olmayan bir dua veya ibadet ile nasıl dua/ibadet
Kandiller Bidatlerin ta kendisidir!
Kandil/Mevlid kutlamak ne zaman peyda olmuştur? İlk olarak hicretten 300 yıl sonra ilk kez Mısır'da, Şii Fatimiler döneminde Mevlid; 400 yıl sonra da Kudüs'te Mirac, Regaib ve Berat geceleri kutlanmaya, bu geceler camilerde toplu biçimde yapılan ibadetlerle geçirilmeye başlandı. Daha sonra bu kutlamalar İslam dünyasının bazı bölgelerine yayılarak gelenekleşti. Kadir gecesi haricinde ne Kur’an-ı Kerim’de ne hadis-i şeriflerde sahih bir bilgi vardır. Din adına yapılan her şeyi, kendi tabii sınırları içinde ele almak, ne artırarak ne eksilterek, Kur’an ve onun tebliğcisi Peygamber ﷺ tarafından nasıl tebliğ edilip öğretilmişse, o kadarıyla almak gereklidir. Sahabe bu dini nasıl anlamış , neler yapmış bizler nasıl anlıyor neler yapıyoruz mukayese etmeliyiz. Aksi halde kendi ellerimizle dine müdahalede bulunmuş, işimize geldiği veya hoşumuza gittiği gibi dinde bazı ilave veya eksiltmelerde bulunmuş oluruz. Bizden önceki din mensupları da (ya kasıtlı veya iyi niyetle, ama) tam da bu şekilde dinlerini değiştirmişlerdi. Bazı alimlerin (!) muhtemelen iyi niyetle zamanlarına ait bir maslahat gözeterek, ancak yeterince tahkik etmeden adına “kandil geceleri” denen gün ve gecelerle ilgili söyledikleri muhakkik âlimler tarafından eleştirilmiştir. Mesela İmam Gazali’nin “İhyau Ulûmu’d-Dîn” adlı eserine aldığı rivayet ve nakiller bu türdendir. Gazali’nin “Bu gece her rekatta Fatiha’dan sonra 11 İhlas okunmak suretiyle kılınacak yüz rekat veya her rekatinde Fatiha’dan sonra 100 İhlas okunan 10 rekat namazın çok sevap olduğuna dair naklettiği rivayet” (İhya, I, 555 vd.) Zeynuddin el Iraki ve İmam Nevevi gibi âlimler tarafından uydurma olarak nitelendirilmiştir. Mevzu hadisler konusunda çalışması olan Aliyyu’l-Kari de, bu rivayetin uydurma olduğunu belirttikten sonra, Berat Gecesi
Sizce değer mi?
Bu dünyadaki varlığınızın tamamen unutulması çok kısa bi süre alır.Şimdi bugün kafanızı taktığınız kişi ve olayları tekrar gözden geçirin. Sizce değer mi?
Hayat ve İnsan