Her ırmaktan geçeceksin, ateş ırmağından, irin ırmağından, kaynamış maden ırmağından, cıva ırmağından, cevr-ü cefa ırmağından. Cevherin ve özün saklı kalarak geçeceksin. Tereddütler, zanlar, şüpheler, kuşkular, gölgeler cehennemlerinden geçeceksin. En sıkıştığında, eski bir caminin tavanına bitişik yeşil bir levha halinde: "Esirge bizi ya Ahzar Aleyhisselâm (Hızır Aleyhisselam)" sözünün ışıklar içinde parladığını göreceksin. Umut ve huzur dolacak içine, korkudan yalvarışa geçip sevince ulaşacaksın. Sıtku vefa ırmaklarından geçeceksin. Yıkanıp arınacaksın. Öz madenin pırıl pırıl parlayacak yeniden.
Ah, insan öyle fani ki, yaşadığından gerçekten emin olduğu bu dünyada bile, varlığının tek bir gerçek iz bıraktığı bu dünyada bile, sevdiklerinin ruhunda ve hatıralarında o da sönüp kaybolacak, hem de çok çabuk!