Fatma

Bir kişi, dünyada olmadığı ezelden; dünyada olmayacağı ebede kadar yani ezel ile ebed arasında kaç gün olduğunu düşünürse bilir ki, dünyanın durumu bir yolcunun yolculuk sırasındaki konak yerine benzer. Bu yolun başlangıcı doğum, sonu ise mezardır. Bu ikisi arasında sayılı bir kaç durak vardır. Her yıl bir durak, her ay bir fersah, her gün bir mil, her nefes bir adım gibidir. Hal böyleyken insan ise sürekli ilerler. Kiminin o yolculuktan bir fersah, kimimin daha az, kiminin bir adım, kiminin ise daha çok kalmıştır. Şu vaziyette olmasına rağmen o yolcu, güya her zaman burada kalacak gibi oturmuş, hiç ihtiyaç duymayacağı halde on yıl sonrasını planlar. Oysa o, belki iki gün sonra toprağın altına girecektir."
Sayfa 95
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bil ki, dünyanın ilk büyüsü şöyledir: Kendini sana öyle bir surette gösterir ki onu hareketsiz ve seninle birlikte durağan zannedersin. Oysa dünya sürekli senden uzaklaşmakta ancak yavaş yavaş ve tedricen hareket etmektedir. Bu haliyle bir gölgeye benzer; ona bakınca sabit görünür, fakat sürekli hareket halindedir. Açıkçası ömrün de sürekli akıp gitmekte ve her an yavaş yavaş tükenmektedir. Senden kaçıp seni terk eden, fakat senin de kendisinden habersiz olduğun, işte bu dünyadır.
Sayfa 94
Hangi konuda tereddüt edersen et, ancak senin yaratılmış olman ve yaratıcının her şeye kadir, alim ve her istediğini yapabilen biri olduğu hususunda şüphe duyma.
İnsanlar arasındaki anlaşmazlıkların çoğu, herkesin bir açıdan doğru söylemelerinden, diğer yönleri görmedikleri halde her şeyi gördüklerini zannetmelerinden kaynaklıdır. Onların hali, şehrine bir fil geldiğini duyan bir grup kör insanın durumuna benzer. Bu güruh fili el yordamıyla tanıyabileceklerini zannederler. Bu amaçla ellerini file uzatırlar; birinin eli filin kulağına, birininki ayağına birininki bacağına, bir diğerininki ise dişine denk gelir. Daha sonra öteki körlerle bir araya gelip kendilerine filin vasıfları sorulduğunda, elini filin ayağına koyan, "O bir sütuna benzer." dedi. Kulağına dokunan, "O bir kilim gibidir" dedi. Dişine dokunan ise, "O bir taş şeklindedir" dedi. Bunların hepsi doğru söyledi, fakat aynı zamanda hepsi de yanıldı. Çünkü fili bütünüyle tanımış olduklarını zannettiler, oysa anlamamışlardı.
Sayfa 73
9/10
·184 syf.·
2025 96. kitabı
Uzak Doğu edebiyatını sevmek için çok fazla kitap okudum hiçbirine tamamen ısınamadım lakin bu kitaba kadar... okuduğum en iyi gerilim kitaplarından biriydi. Farklı kurgusu, anlatımı ve evin krokileriyle olayın desteklenmesi muazzamdı. Hasret kalmışız olağandışı gerilimlere bayıldım gerçekten
Tuhaf EvUketsu · Nox Yayınları · 2026957 okunma