Herkese selamm!! Bugün sizlere Sabahattin Ali'nin ölümsüz eserlerinden biri olan Kuyucaklı Yusuf'un yorumuyla geldim.
Kitap Konusu
Anne ve babası gözleri önünde katledilen ve küçücük yaşına rağmen katillere karşı koymaya çalışan, kalbindeki yarayı ömrü boyunca içinde taşıyan, olayın üzerinde bıraktığı travma ile insanlarla olan ilişkilerinde pek de başarılı olamayan bir çocuktur Yusuf. Bu olaydan sonra olay yerinde durumuna acıyıp kendisini evlatlık edinen yufka yürekli bir kaymakamın yanında büyüyen Yusuf orada da huzur bulamaz. Kendisini hiç bir zaman kabul etmeyen ve her şeye söylenen bir anneye sahiptir. Köyde yetiştiği için şehir hayatına fazla uyum sağlayamaz. Çevredeki çocuklarla pek iyi geçinemez. Fakat bu yalnız yıllarında yanında birkaç kişi vardır elbet. Arkadaşı Ali(Adını tam anımsayamadım sanırım Ali idi.) ve küçük kardeşi Muazzez Yusuf'un en değer verdiği kişilerdir.
Kitap Yorumu
Bu kitap Sabahattin Ali'nin ilk kitabı ve benim de yazardan okuduğum ilk eser. Kitabın ilk 80 sayfası çok sıkılmıştım, kitap bir türlü akmıyordu. Ama sonrasında olaylar birden başladı ve ardı arkası kesilmedi. Fazlasıyla dram sizi bekliyor bu kitapta, haberiniz olsun.
Kitap yaptığı giriş cümlesi ile bizi nasıl bir romanın beklediğini haber veriyor aslında. "1903 senesi sonbaharında ve yağmurlu bir gecede Aydın'ın Nazilli kazasına yakın Kuyucak Köyü'nü eşkıyalar bastılar ve bir karı kocayı öldürdüler." İşte bu cümleden sonra büyük bir merakla ilk sayfaları çevirdiğinizde Kuyucaklı Yusuf karşılıyor sizi.
Yusuf beyaz bir karakter değildi. Hataları da oldu illaki. Bu yandan sevdim aslında bu karakteri. Öte yandan olaylara karşı gösterdiği tavır, psikolojisi, düşünceleri o kadar gerçekçiydi ki Sabahattin Ali karakter yazımı açısından harika bir iş çıkarmış.
Yusuf- Muazzez aşkı