Canan Kangal

Terleyen bıyıklarıma, gittikçe uzayan boyuma rağmen kendimi çocuk buluyordum. Bu, etrafın, bütün hayat ve terbiye sisteminin, elebaşıları bazen altı ayda, bazen daha erken değişmesine, birkaç defa mihver değiştirmesine rağmen memleketin iç politikasının beni, bütün yaşdaşlarımla beraber inandırdığı bir şeydi.
Reklam
"Az okuyoruz, hatta hiç okumuyoruz ve galiba hiç de düşünmüyoruz."
İlk yeis anlarım geçtikten sonra, o bana kendi içimden, hâlâ çocuk kalmış sesiyle durmadan "Hiç kendini denemeyecek misin? Ne olduğunu, kim olduğunu öğrenmeden mi öleceksin?" demeye başlamıştı.
Küçük şehir, küçük ev, rahat ve sakin hayat... Her gün görülen dostlar, dönüp dolaşıp üstüne gelinen mevzular, neredeyse bana, ötesini, daha genişini unutturacaktı.
Onunla yatar onunla kalkardık. Her şeyin derinliklerine o kadar uzandığı için ölüm bile manasını kaybederdi.
Reklam