Depremler ve savaşlar olmasaydı daha güzel olmaz mıydı dünya? Hiroşima olmasaydı daha sevimli bir yer olmaz mıydı yeryüzü? Tsunamiler olmasaydı, Moğol istilası olmasaydı, Osmanlı yıkılmasaydı... Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin şehit edilmeselerdi, daha hayırlı olmaz mıydı? Kendi kişisel hayatımıza göz gezdirdiğimiz zaman da, keşke şu sınavı kazansaydım, şu üniversiteyi okuyabilseydim, şu başarıyı elde edebilseydim, bu hastalığa tutulmasaydım, depresyona girmemiş olsaydım, keşke iflas etmeseydim, ihanete uğramasaydım, gibi herkesin yüzlerce 'keşke'si vardır. Ancak bunlar dünyanın ve insanın bütünlüğünü tamamlayan meselelerdir. Dünya bir cennet değildir, dünya sırat köprüsü değildir, dünya kabir hayatı değildir, dünya anne karnı değildir. Dünya, dünyadır. Onun kendine has özellikleri ve kusurları vardır. Dünyayı dünya yapan kısmen kusurları olduğu için, onun içinde ne kusursuz bir eş, ne kusursuz bir arkadaş, ne de kusursuz bir ev veya bir iş bulunamayacaktır.
Başımızdaki musibete benlik penceresinden baktığımızda onun adı gam, tasa ve kederdir. Ancak bir başka insanın gözünden kendi musibetimize baktığımızda onun adı nasihat ve ibrettir. Melekler gözüyle baktığımızda yaşadıklarımız bir zikir, Rabbimiz açısından düşündüğümüzdeyse bu ancak bir tecellidir. Merkezden uzaklaşıldıkça başımıza gelenler bir felaket olmaktan çıkıp, bir hizmet ve bir ödül olmaya doğru yol almaktadır.