Türü ne olursa olsun bir filmi iyi yapan en önemli noktalardan biri, izleyicisine bir kurgu olduğunu unutturmasıdır.
Bir kitap için cümleyi şöyle kurmak gerekecek sanırım:
Hedef kitlesi hangi yaş grubu olursa olsun bir kitabı iyi yapan en önemli noktalardan biri, okuyucusuna bir kurgu olduğunu unutturmasıdır. Zaten çocuk kitaplarının yetişkinler tarafından pek dikkate değer görülmemesinin nedeni de bu olsa gerek. Çoğu yetişkin için çocuklar için yazılmış olan bir çok kitap kolayca öngörülebilir hikayesi ve ana fikriyle yetişkinler için cazip olmaktan uzaklaşır. İçimden bir ses, çoğu çocuğun da zekalarını biraz hafife alıyormuş gibi görünen bir çok kitaba pek sıcak bakmadığını söylüyor. Çocuklar bu tür kitapları kendi istedikleri için değil mecbur oldukları için okur. Okuma alışkanlığımızın oluşmamasının bununla da bir ilişkisi var mı acaba? Vardır illa ki.
Yael Hassan tarafından yazılmış olan Prens Momo çok iyi numara yapabilen bir kitap. Kapağına bakan kim olursa olsun kapaktaki görsele, görselin oluşturulmasında kullanılan renklere, metnin için kullanılan yazı büyüklüğüne bakarak tam bir çocuk kitabı olduğunu düşünebilir. Oysa kesinlikle değil. Hikaye nispeten büyük sayılacak yazıları ve kolayca fark edilebileceği üzere geniş satır aralıklarıyla birlikte hepi topu 107 sayfa. Fakat ben kitabın bir çocuk kitabı olarak kabul edilmesine itiraz ediyorum. Bir yetişkin olarak tüm yetişkinlerin de bu kitabın varlığından yararlanmasını istiyorum.
Kitap aslında eşim tarafından kızıma kütüphaneden tesadüfen seçilerek evimize geldi. Kızımın, neden bilmiyorum, kitaba biraz burun kıvırdığını gördüm. Ama üzerinde durmadım. Fakat ben bu sıralar çocuk edebiyatı konusunda çalışmakta olduğum için kitap hemen ilgimi çekti. Kitabı elime aldım, bırakamadım. Dediğim gibi kitap çocuk