umut kart

ÖĞRENEN BİREYİN ZİHNİ
Puan vermedi
Öncelikle eğitime/öğretmeye/öğrenmeye dair okuduğum en iyi kitap. Şu ana kadar okuduğum tüm kitaplar aslında sihirli bir formül varmış da biz o formülü bulamamışız hissine sokarak sürekli alternatif uygulamalar, fikirler anlatmaya çalışıyor. Oysa konu alternatif uygulamalar, değişik yöntemler veya yaygın bir ezber olan çok zeka çeşitlerine göre eğitim vermekten ibaret değil. Öyle olsa her şey çok kolay olurdu. Çocuklar Neden Başarısız Olur Kitabında John Holt bize konunun tüm anlatılanlardan farklı ve asıl sorunun/başarının nedenine götürüyor. Bir şeyler öğretmeye çalıştığımız çocukların zihnine. Kendi birebir deneyimlerine dayanarak çalıştığı çocukların davranışlarını uzun uzun gözlemleyerek ve analiz ederek vardığı sonuçlar eğitim ve eğitimciler için bir çok ezber duvarını yıkıp paramparça eden cinsten. Çocuğun öğrenmesi mi/ çocuğa öğetmemiz mi? Az önce okuduğu kelimeyi birden bire bir çocuk enden göremez oldu? Bu çocuklar öğrenmeye mi çalışıyor yoksa mecburen maruz kaldıkları bir süreci en stratejik şekilde atlatmaya mı çalışıyor? Sıralanabilecek onlarca soruya hiç beklenmedik yerden yaklaşarak öğretmek ve öğerenmeye dair uyanışlara yapan kitap. Bir ay önce okuyup bitirmiştim. Karşılaştığım ilgili herkese bir şekilde konuyu evirip çevirip kitaba getirip önerdim. Şimdi ikinci defa okuyorum
Alıntı
Çocuklar Neden Başarısız Olur?John Holt · Koridor Yayıncılık · 2022220 okunma
Reklam
Okuyan Çocuk için Yapılabilecek Bir Şeyler Var!
Puan vermedi
Türü ne olursa olsun bir filmi iyi yapan en önemli noktalardan biri, izleyicisine bir kurgu olduğunu unutturmasıdır. Bir kitap için cümleyi şöyle kurmak gerekecek sanırım: Hedef kitlesi hangi yaş grubu olursa olsun bir kitabı iyi yapan en önemli noktalardan biri, okuyucusuna bir kurgu olduğunu unutturmasıdır. Zaten çocuk kitaplarının yetişkinler tarafından pek dikkate değer görülmemesinin nedeni de bu olsa gerek. Çoğu yetişkin için çocuklar için yazılmış olan bir çok kitap kolayca öngörülebilir hikayesi ve ana fikriyle yetişkinler için cazip olmaktan uzaklaşır. İçimden bir ses, çoğu çocuğun da zekalarını biraz hafife alıyormuş gibi görünen bir çok kitaba pek sıcak bakmadığını söylüyor. Çocuklar bu tür kitapları kendi istedikleri için değil mecbur oldukları için okur. Okuma alışkanlığımızın oluşmamasının bununla da bir ilişkisi var mı acaba? Vardır illa ki. Yael Hassan tarafından yazılmış olan Prens Momo çok iyi numara yapabilen bir kitap. Kapağına bakan kim olursa olsun kapaktaki görsele, görselin oluşturulmasında kullanılan renklere, metnin için kullanılan yazı büyüklüğüne bakarak tam bir çocuk kitabı olduğunu düşünebilir. Oysa kesinlikle değil. Hikaye nispeten büyük sayılacak yazıları ve kolayca fark edilebileceği üzere geniş satır aralıklarıyla birlikte hepi topu 107 sayfa. Fakat ben kitabın bir çocuk kitabı olarak kabul edilmesine itiraz ediyorum. Bir yetişkin olarak tüm yetişkinlerin de bu kitabın varlığından yararlanmasını istiyorum. Kitap aslında eşim tarafından kızıma kütüphaneden tesadüfen seçilerek evimize geldi. Kızımın, neden bilmiyorum, kitaba biraz burun kıvırdığını gördüm. Ama üzerinde durmadım. Fakat ben bu sıralar çocuk edebiyatı konusunda çalışmakta olduğum için kitap hemen ilgimi çekti. Kitabı elime aldım, bırakamadım. Dediğim gibi kitap çocuk
1000Kitap
Prens MomoYaël Hassan · Beyaz Balina Yayınları · 202276 okunma
OKULA KAPAN KURMAK
Puan vermedi
Kitabın kapağında, kitabın adının hemen altında yazılı şu ifadeler kitabın tüm içeriğini ortaya koyuyor zaten. "Okulsuz Eğitim, Kırsalda Yaşamak, Doğa ile Bağ kurma ve Yaşarken Öğrenmek, Hakkında Sıradışı bir Ebeveynlik Macerası" Yukarıdaki ifadelerden hangisinin bir öne çıkacağı okuyucunun zihninin tercihlerine kalmış. Ben bu kitabı okurken daha çok "Bir Ebeveynlik Macerası" olarak okumayı tercih ettim. Diğer yandan bir öğretmen olduğum için de bir eğitim yaklaşımı olarak da okudum. Bence Okulsuz Büyümek kitabı bir formal eğitim eleştirisi değil. Ama eğitimi planlayanların keşke okusunlar ve ilham alsalar diyebileceğimiz bir kitap. Bu Kitabı okurken eğitimin müfredata alınacak konular, okutulacak derslerin sayısı veya saati ile pek ilgili olmadığını fark ediyorsunuz. Daha çok öğrenme ve öğretme işinin yapılması gereken en doğru yerin neresi olması gerektiği fark ediyorsunuz. Öğrenme ve öğretmen şeklinin ve hızının nasıl olması/olmaması gerektiğini fark ediyorsunuz. Hele hele şu değerlendirme meselesi var ya. Bu kitapta çocukların değerlendirilmesi ve "başarısızsın" veya "hadi şu tarihe kadar inekleri sağmayı öğrenmelisin" gibi bir puan verme durumu olmadığı için çocukların başarısız hissetme durumları da söz konusu olmadığını da fark ettiğinizde istemeden kitap güçlü bir eğitim eleştirisine dönüşüyor. Bu açıdan var olan eğitim uygulamalarının apaçık yanlışlığını daha çok rahatsız edici bir şekilde ortaya koyuyor. Kitabın dili akıcı. Başladığı sıradanlıkla devam ediyor ve aynı sıradanlıkla bitiyor. Olağan üstü hiçbir şey yok. Ben Hewitt günlük yazmış. Günlüğünde çocuklarını, onların değişimlerini anlatmış. Kitaba bakılırsa vardığı sonuçtan gayet memnunmuş. Diğer taraftan aynı dönemi çocukların kaleminden okumayı da çok isterdim gerçekten.
1000Kitap
Okulsuz BüyümekBen Hewitt · Sinek Sekiz Yayıncılık · 2017285 okunma
BİLGİ ÇÜRÜYEN BİR ŞEY!
Puan vermedi
Sorsan bir çocuk kitabı. Edebi bir yönü de yok. İçindekilerin gerçekliğini de teyit etme gereği hissetmedim. Muhtemelen sosyal medyanın ortaya çıkması ve bilgiyi bir çöp haline getirip biriktirmeye başlamasından sonra kitaplardan da şüphelenir oldum. Sanırım lise yıllarımda okuduğum Bilimsel Gaflar'ın benim üzerimde muhtemelen yazarının veya kapağını inceleyerek bu kitabı çocuğuna almayı düşünen ebeveynlerin de pek hayal edemeyeceği kadar büyük bir etkisi olmuştur. Bilimsel Gaflar'ın son sayfasını çevirip kitabı kapattıktan sonra geçen onlarca yılın ardından sonra bugün bile hala zihnimde günlük hayatı, hayatın ezberlerini yıkan bu kitabın bana hediye ettiği bakışı taşıyorum. Artık gittikçe daha kısa periyotlarda gerçekleşen büyük yanılgı tespitlerinin kimse farkında değil belki, çünkü zihnimiz taşıyabileceğinin çok fazlasına maruz kalıyor. Muhtemelen sürekli su almakta bir kayıktan suyu hızla boşaltır gibi kendisinde biriken fazla, gereksiz bilgiyi boşaltıyor. Buna toplumların hafızası diyen de var tabi. Toplumları balık hafızalı olmakla suçlayan da. Oysa gaflarımızın sayısı o kadar arttık ki çetele tutmaya gerek yok. Önemli değil. Bir kere Bilimsel Gaflar kitabından kitlesel olarak inanılmış da olsa, bilimsel bir kanıtı da olsa, bilmem kaç yüzyıl geçerliliğini sürdürmüş de olsa bilginin çürüyebileceğini öğrenince bilginin cazibesine karşı daha sakin oluyorsun. H
1000Kitap
Bilimsel GaflarBilly Aronson · Tübitak Yayınları · 2010128 okunma
KENDİ DERİNLİĞİNİN KÖRLÜĞÜ
Puan vermedi
Her birimizin zihin süzgeçleri birbirinden farklı. Benim zihnime takılanlar bir başkasının asla haberi olmadıkları olabilir. 70 küsur sayfalık hikayesiyle Stefan Zweig'in Satranç kitabı hayatım boyunca zihnim süzgeçlerinden bana en fazla şey bırakan kitap olabilir. Nicel olarak az miktarda sayfaya sahip olması, derdini anlatmak için bu kadarının yeterli olması ve derdini bu kadarlık bir sayfayla bu denli etkili anlatması ilk önemli özelliği. Diğer taraftan kitaptaki kahramanın da gittikçe de azalacak olan, elindeki çok az malzemeyle varlığını ve varlığının sağlığını korumaya çalışması bir diğer önemli özelliği. Hele ki tam bir var olma dersi olan aynı yerde aynı malzemeyle aynı işi yapmaya devam etmenin, zamanla nasıl bir derinleşme fırsatı yarattığının da harika bir izahı olmuş. Öyle ki bunu büyük şirketlerin çalışma yöntemlerine, ülkelerin eğitim sistemlerine, kişisel gelişim taktiklerine, para kazanma ve zengin olma hayallerine, yazar, ressam veya HİÇ BİRŞEY şey olmaya dair mükemmel bir öneri olarak alabilirsiniz. Fakat diğer taraftan da derinleşerek her şeye ulaşabileceğin bu sihirli yöntemin nimetlerini yemenin doruklarındayken birdenbire kendi derinliğinin yarattığı körlükle baş başa kalışını da sana teslim ederek son sayfayı kapatman.... Öylece kalırsın.
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Flipper Yayınları · 2018279,3bin okunma
Reklam