Ervâ Senâ

Öz saygı, bireyin kendi duygu ve düşüncelerine güvenmesi, hayatın zorlukları karşısında ayakta kalabileceğine inanmasıdır. Layık olma hissidir, hak ettiğini alma kararlılığıdır. Yanlış yaptığında dahi kendisini yok saymadan telafi etmeye çalışma gücüdür. Fakat bu güçlü duruş, bir gecede inşa edilmez. Öz saygının temelleri çoğu zaman çocuklukta atılır. Çünkü Öz saygı sevgi kadar güvenle, merhamet kadar tutarlılıkla beslenir. Eğer bir çocuk sürekli eleştirilerek, koşullu sevilerek ya da başkalarıyla kıyaslanarak büyürse zihnin duvarlarına şu cümleler kazınır: "Ben yetersizim." "Ben değersizim." "Ben sevilmeye layık değilim. " Bu yazılar silinmeden, büyümek de tam manasıyla olmaz.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kadın, potansiyel olarak derinliklerinde bir "celâl" çekirdeği taşırken erkek de bir "cemâl" çekirdeği taşır. Bu çekirdek hayat boyu farklı durumlarda uyanmaya hazır bir potansiyel gibidir. Bu "kod"lar potansiyel olarak iki cinste de vardır; sadece duruma göre uyanmayı bekler. Erkekler cemâl eksikliğinden dolayı cemâl zengini olan hanımefendilere yönelirler ve kadınlar da tam tersi olarak erkeklerin celâl yönlerine çekim hissederler. Neticede fizikte artı ve eksi kutupların birbirini çekmesi gibi yin ve yang veya celâl ve cemâl birbirini çeker ve bir "ikili birlik " oluşur. İki tarafta zenginleşir, bütünleşir, tamamlanır ve evrendeki denge yerine oturur. Celâl ve cemâlin bu dengeli ve meşru beraberliğinden ise iki taraf için de yüksek olgunluk hâli ortaya çıkar ve bu hâle de "kemâl" denir.
İnsan "insan" olarak yaratıldığı için, hayvani yönünün, bedeninin ona verdiği hazlarla yetinemez; daha ötesini, madde ötesini, "ruh"ların (veya canların) "Bir"leşmesinin ona verdiği yüksek hazzı arzular. İşte bu, aşkların en yücesi ve en latif hâli olan "tevhid aşkı"dır.
"Bir (el-Vâhid) Olan'dan başkasını aramak, darmadağın olmak ve hiç mutmain olmamaktır."
Sayfa 33·Kitabı okudu
"Siz Nûh olup gemi yapın, suyu ise Allah'a bırakın. Siz Yusuf olup çöllere düşün, kardeşlerinizin kıskançlıklarını sineye çekin, zindana düşmeyi iffetinize leke sürmeye tercih edin, gerisini Allah'a bırakın. Siz İbrahim olup ateşlere atlayın, atlarken de nasıl olsa son anda kurtulacağım diye geğil, yandım diye atlayın, ateşin serin ve selamet olarak size yatak olabileceğini ise Allah'a bırakın. Siz İsmail olup bıçağın altına kurban olmak için uzanın. Teslimiyyetinize zarar vermeyin, gerisini ise Allah'a bırakın."