Yirmi yaşındayken, geniş bir karavan demekti kömür, ya da yeni bir kamyonet! Yirmi sekiz yaşındayken, verandası olan bir ev ve çanak antendir kömür. Otuz beşinde, balığa çıkılacak bir kayık; kırkındaysa, nehir kenarında bir kulübeydi kömür!
Ve sonra, bir avuç kömür için bir ömür verdikten sonra, kömür onları öldürdü.
Ve en başa dönüldü.
Hayatımız da böyledir, kalabalığın keşmekeşinden soyununca,
Dile gelir ağaçlar, açık bir kitap olur ırmaklar,
Her taş bir nasihat ve her şey bir hikmettir insana.
Ben olsam hiç değiştirmezdim bunu.