İncelemeye başlamadan önce İthaki Bilimkurgu Klasikleri dizisini deli gibi tavsiye etmek istiyorum.O kadar efsane kitaplar var ki,geçmişteki bilimkurgu anlayışı,bilim insanlarına,geleceğe ve daha birçok ütodistopik* varlığa ışık tutabiliyorlar.Bunlara kendimi kaptırdım ve günümüz bilimkurgularını hafife almaya başladığımın farkındayım.Kitaba gelirsek,alma sebebim bu güzelliği okuduğum zamanlarda sınavlar ve test kitaplarından bunalmış biri olarak görünmez olmayı,kimseden haber almayıp kimseye hakkımda bir şey çıtlatmamayı istediğim bir süreçte takılıp kalmamdan kaynaklanıyor.O ruh haline kurban olurum ben,bu kitapla tanıştırdı beni.Yazarımız Herbert George Wells,zaman makinesi,Dünyalar Savaşı gibi bilindik diğer kitapların da sahibi.Kitap yüzü gözü sargılı,takma kulak ve burun takan bir adamın karların erimeye başladığı-29 Şubat-bir günde İping Köyü'ne gelişiyle başlıyor.Bu sessiz sedasız,yabancı ellerden birinde aniden beliren adamın dünyanın başına ne dertler açacağını bilmeyen Bayan Hall ve kocası onu para karşılığı pansiyonlarının birine yerleştiriyorlar.Ana karakter Griffin,öğrenciler ve üniversitedeki iş arkadaşlarından bıkmış olarak kendini sineye çekmek,etliye sütlüye karışmadan,hacimce uzayda hiçbir yeri olmayan-tartışılır?- biri olarak yaşamak isteği üzerine laboratuvarda ışık üzerine deneylerine başlıyor.Önce yastık üzerine denenen fikrin başarılı olduğunu gören Griffin bunu bir de sokaktan bulduğu bir kedinin üzerinde deniyor ve bunda da başarılı oluyor.Tabii ki,bu şahsına münhasır olaylar yaşanırken ev sahibesi Griffin'in odasından gelen kedi ciyaklaması seslerini her gün her gün duymaya katlanamıyor ve soluğu "KİRACIM BİR SADİST,EVDE KEDİ KESİYOR!" diyerek polis merkezinde alıyor.Bundan sonraki anlatacaklarım spoiler'a girebilir o yüzden konu özetini