Senâ`

Senâ`
@birsenaa
Ben bir samanyolu bedevisiyim artık..
Batı felsefesi eylem ile söylem arasındaki uçurumun diğer adıdır. Ve aslında bizi bu kadar rahatsız eden bu ikilik, bu çarpıtma, bu ikiyüzlülük onları rahatsız etmez. Çünkü bir "ben"e ait gerçek vardır, bir de "öteki"ne. Öncelik daima yegane varlık olarak tanımlanan "ben"e verildiği için "ben"in kendine layık gördüğü standart ile diğerinin olacağı standart ayrı olacaktır. Seküler düşüncede ben ve öteki kaçınılmaz olarak hasımdırlar. Bu sebepten geliştirilen tüm "gerçek" ya da "değer" ile ilgili argümanlar indî olacaktır, ferdî olacaktır, bencil olacaktır. Ferdin bu bilinçle ortaya koyacağı kılış yani eylem de tabiatıyla çatışmacı olacaktır. Çünkü ötekinin kendine has bir değeri yoktur. Ona o değer; bu gerilim sahasında, bu çıkarlar pazarında, bu "ben"ler arası harp meydanında ortaya çıkan güç dengesiyle verilebilir ancak. Yani öteki "ben"in bağımlısıdır. Bu açıdan bakıldığında seküler felsefe şeffaf olamaz, tam aksine iki yüzlülüğün ve çifte standardın yatağıdır. Felsefe hangi yönde argümanlar geliştirirse geliştirirsin, ne kadar felsefi makaleler ve kitaplar yazılırsa yazılsın, sekülerliğin kaçınılmaz olarak yarattığı bu ikiyüzlülük ve çifte standart mutlaka düşünceye eyleme ve oluşa yansır.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
..felsefe akıl türlerinden sadece birine, yani 'bencil ben'e dayanan bir meslek olduğu için, müslümanların iman dairesinde felsefe yapması mümkün değildir. İslâmda bu nedenle tefekkür vardır, irfan vardır, hikmet vardır.
Bir Japon bilim adamının şu sözü, ahlâkın temel tariflerinden birisi olmaya layıktır: "Ne yapman gerektiği, ne yapmak istediğin ve şu anda ne yaptığın aynı ise mutlusun demektir."
Kendi kelimeleri olmayanın kendi kavramları ve anlamları olamaz.