Oysaki en baştan biri bize hayvanların bir mal olmadığını, onların da canı ve duyguları olduğunu söylese, onları incitmemeyi öğretseydi hem onlarla hem dünyayla hem de kendimizle barışık yaşardık.
Bir taraftan bu hayvanları beslerken bir taraftan onları öldürmek üzere yetiştirdiğimizi biliyorduk. Hansel ve Gretel masalındaki cadının çocukları bol şekere boğması gibi. Çocuklar bunu kendilerine yapılmış bir iyilik sanırken cadının planı aslında onları şişmanlatıp Sonra da yemekti. Bizim hayvanlara yaptığımızın bundan ne farkı vardı?
Yazarın kendi vegan olma yolculuğu ile ilgili etik sorgulamalarını, sağlık yönünden endişelerini, toplumsal baskıyı, yoga ve veganlık üzerine sentezini, değerlerini keşif sürecini ve neticesinde 17 yıldır vegan bir yaşam süren biri olarak düşüncelerini ve hislerini şeffaf bir biçimde aktardığı bir kitap. Otobiyografi de diyebiliriz sanırım.
Veganlığın etik boyutu haricinde sağlık ve çevresel faktörlere de kısaca değiniyor. Vegan olan olmayan herkese hediye edilebileceğini düşünüyorum. Yoga Hocalığı Eğitimi'ne katılmak istediği dönemi anlattığı ilk sayfalar da bana ilham oldu. Bunun için müteşekkirim.
Kendinize, hayvanlara, topluluklara, büyümeye ve gelişmeye, düzen diye dayatılanlara yönelik merceği değiştirmeye gönüllüyseniz bu kitabı okumanızı şefkatle tavsiye ediyorum.
Hayatın bozmayı unuttuğu ya da ne yapsa bozamadığı insanlar vardı hâlâ. Dünya arkalarında yıkılırken onlar kurbağalar gibi nilüfer yapraklarından seke seke sakince uzaklaşıyorlardı enkazdan, toz duman bulaşmıyordu onlara.