Fiziksel egzersiz için doğru olan her şey ruhsal egzersiz için de geçerli. Zorlandığımız bir ağırlıkla çalışmaya başlamayız. Bize nispeten kolay gelen bir ağırlığı kaldırırız ve o ağırlık giderek hafifler bizim için. Artık fazla hafif, fazla kolay olduğunda biraz daha ağır olan yükle devam ederiz egzersize. Duygusal hayatımızda da aynısını yapmamız gerekiyor. Hangi yükün bize ne kadar ağır geldiğini sadece biz bilebiliriz.
Kendimize/bedenimize değer verdiğimizde yemek kontrolü kendiliğinden geliyor; kendimizi değerli, sağlıklı yiyecekleri daha layık hissediyor ve o hisle de daha sağlıklı besleniyoruz.
Kendimizi zorladığımız şeyden hayır gelmiyor ve buna besinler de dahil. Bunun nedeni her tür iyileşme ve gelişimin sadece irade üzerinden gerçekleşebilmesi. İrademizle hissetmediğimiz, düşünmediğimiz, eyleme geçmediğimiz şeyden fayda sağlayamıyoruz.
İçimizdeki çocuk içimizdeki yetişkin karşısında dik durabilmeye, onunla iletişim kurabilmeye, güçlenmeye, özgüven kazanmaya başladıkça seçenek sayısını sandığımızdan çok daha fazla olduğunu görüyoruz. Seçenekler hiçbir zaman, aciz bir çocukken hissetmiş olduğumuz kadar kısıtlı değil. Ama bunu görebilmek için, içimizdeki gücün farkına varabilmemiz gerekiyor önce.