Bir keresinde kısır günü bize denk geldiğinde evde yeteri kadar zigon olmadığı açığa çıkınca beni çağırıp bir komşunun dizinin dibine oturtup onun tabağını, çayını tutmamı istemişti. Kadının dizinin dibine bağdaş kurup iki elimi açmıştım. Kadın elindeki çaydan bir yudum alıyor, sonra tekrar çay bardağını elimdeki çay bardağı altlığına bırakıyordu. Sonra diğer elimdeki tabağı alıp biraz yiyor, yemesi bitince onu da diğer elime bırakıyordu.
Sen Sevgili Dost, elde ettiğin şeyler için nasıl bir bedel ödediğini düşünüyorsun? Ya elde edemediklerin için? Evet, bazen de bir bedel ödememize rağmen eli boş döneriz. Çünkü, İpek’i pamuk, altını gümüş fiyatına almak isteriz. Bir de hiç bedel ödemeden elde ettiğimizi düşündüğümüz şeyler vardır. Halbuki zaman bu düşüncemizi doğrulamaz. Zira bedelsiz alındığı düşünülen şeylerin bedeli daha ağırdır...