Yıllar sonra bile kendikendime şaşarım, nasıl dayanabildim, nasıl kendimi kapıp koyvermedim diye... İşte bütün bu yıkıntılar, insanı artık hiçbir zaman yıkılmayacağı o zor ve en sağlam yere ulaştırıyor.
Kimi zaman zor durumlardaki tanımadığım kişilere yapmaya çalıştığım iyilikleri, yakınlarım bile enayilik olarak nitelikler. Oysa ben, bana yapılmış o ödenmez iyiliklerin altında ezilmemek için, başka birilerine iyilik yapmaya çalışırım, enayiliğimden değil...
Akıl vermeye bayılırız. Karşımıza biri çıksın da, aman şuna iyi bir akıl verelim diye, yolları gözleriz. Akıl vermeden yana bizim kadar cömert insan var mı?