Gülsen, Beyoğlu Rapsodisi'yi inceledi.
 5 saat önce · Kitabı okudu · 16 günde · 10/10 puan

Romanımızın ana karakterleri çok küçüklükten beri dost olan Kenan, Nihat ve Selim. Roman, Selim'in ağzından anlatılıyor. Kenan' ın ölümsüz olmak düşüncesi ile cinayetleri konu alan bir fotoğraf sergisi açmak istemesi ile başlıyor her şey..

Tabi her şey sergi ile bitmek bilmiyor.. Kenan' ın fotoğraflarda fark ettiği küçük bir ayrıntı ile üç arkadaş kendini bu cinayetlerin tam göbeğinde buluyor.

Selim, polisiye romana olan sevgisi ve bu yüzden bu tür olayları daha iyi kavrayabildiğinden cinayet olaylarını çözebilmek için Kenan' a büyük ölçüde yardım sağlıyor.

Yazar, Beyoğlu kültürünü, onun sokaklarını, insanlarını, tarihini, binalarını, geçmişte burada yaşanan önemli olayları; gerek betimlemeleri gerekse yalın anlatımı ile gerçekten başarılı bir şekilde yazıya geçirmiş.

Yazarın romanlarının sonunda okuyucularını şaşırtmak genel olarak takındığı bir tavır sanırım. Çünkü kitabın son cümlesinden sonra kitabın son sayfasına boş boş en az beş dakika bakıp kendi kendinize 'nasıl mümkün olabilir' diye sorular yöneltiyorsunuz.

Yazarımız, Selim ağzından anlattığı bu kitabı gerçekten kendiyle özdeşleştirebilmiş. Hatta öyle ki, yazarın gerçekten Selim olmasından korkuyorum.

Gün İlke Yıldırım, İzmir Büyücüleri'ni inceledi.
5 saat önce · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Yaşamına Kapadokya'da başlayıp çocuk yaşta geldiği İzmir'de acı tatlı bir ömür sürdüren Katina'nın bitmek bilmeyen hikayesidir bu. Bitmek bilmez evet, çünkü Katina da annesi de tam bir Anadolu büyücüsüdür. Zengin bir koca bulmak için, durumlarını korumak için, daha da güçlenmek için türlü türlü büyüler yaparlar. Öncelikle 19.yüzyıl sonlarında İzmir'in Rum-Yahudi-Türk mahallelerinde gezdiriyor bizi Bayan Meimaridi, sonra 20.yüzyıl İzmir'inin zengin muhitlerine gidiyoruz. Yazarın ara sıra İzmir nefreti ayyuka çıksa da, bunu görmezden gelirsek, çok çok çok güzel bir kitaptı! Başlarda karakterlerin çokluğu beni epey zorladı ama iyi ki sıkılıp bırakmamışım diyorum şimdi. Vaktinizin olduğu bir dönemde okumanızı tavsiye ederim. =)

Oğuz Aktürk, bir alıntı ekledi.
11 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bir lamba için ışık neyse, bir ülke için kadın odur. Eğer yağı bitmek üzereyse, o lambanın ışığı sönük olmaz mı?

Kırık Kanatlar, Halil Cibran (Sayfa 27 - Kaknüs Yayınları)Kırık Kanatlar, Halil Cibran (Sayfa 27 - Kaknüs Yayınları)
Murat Kökçe, bir alıntı ekledi.
 13 saat önce · Beğendi

Mevlâna dalgalı, cezbeli bir hayattan sonra bir hayli ihtiyarlamıştı. Mesnevî de bitmek üzeredir. Hüsameddin Çelebi’ye şöyle der :
“ Ya Hüsameddin biz hikaye yazacağız derken, kendimiz hikaye olmuşuz gitmişiz de farkında bile değiliz!.”

Bütün Eserler 2, Osman Yüksel Serdengeçti (Sayfa 91 - Bir Nesli Nasıl Mahvettiler?)Bütün Eserler 2, Osman Yüksel Serdengeçti (Sayfa 91 - Bir Nesli Nasıl Mahvettiler?)
Doğukağan, Uçurtma Avcısı'ı inceledi.
21 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bu yazımda sizlere tanıtacağım kitabı okumaya karar verdiğinizde, yanınıza almanız gereken ilk şeylerin başında birkaç tomar kâğıt ve bitmek tükenmek bilmeyecek bir kalem… Okurken bunlara çok ihtiyacınız olacak.

Roman okumaya çok sıcak bakmadığım zamanlarda çıkmıştı karşıma “Uçurtma Avcısı”… İçimden bir ses bu kitaba şans vermemi söyledi. Her ne kadar roman tarzı kitaplar için ön yargım olsa da kitabı okuduktan sonra, kitabın beni benden aldığını söyleyebilirim. Genellikle sinema izleyip, kitap okumayan biriyseniz, sinemanın kitaptan daha etkili olduğunu düşünebilirsiniz. Lakin “Uçurma Avcısı”nı okuduktan sonra insanın içinin titremesi için sadece pahalı sahnelere, ağır dramlara ve yüksek baslı ses sistemlerine bağlı olmadığını göreceksiniz. Sadece ve sadece bir yazarın kalemini oynatmasıyla sizi ağlattığına şahit olacak ve hüznü derinlerinizde hissedeceksiniz.

“Acaba?” kararsızlığıyla alıp başladığım bir kitabın, “Yok artık!” hayretiyle devam ettiği ve kitabın sonlarına doğru içimde kuvvetli zelzelelerle beni mahvettiği “Uçurtma Avcısı”nı okumanızı tavsiye ediyorum. Filmini izlemediyseniz çok şey kazanmışsınızdır. Eğer izlediyseniz kitaba da bir şans vermenizi tavsiye ederim. Çünkü kitabı okuduktan sonra, filmi izlemek için oynat tuşuna bastıktan dakikalar sonra filmi kapatmıştım. Çünkü aynı duyguyu film asla veremezdi. Eminim ki aramızda Emir gibi olanlar çıkacaktır. Olanlara seyirci kalıp, seneler sonra arkasını döndüğünde “Keşke yapmasaydım!” deyip pişman olanlar. Tabii, Hasan gibi hayata karşı Pollyannalar da olacaktır. Hani yaşanmışlıklara rağmen sükût edenler… Kitap bittiğinde Emir’i affeder misiniz bilmiyorum ama Emir’i direkt suçlamak haksızlık olacaktır. Çünkü yaşananlar çocukken yaşanacaktı ve hayat boyu yaşanan hadiseleri Emir ve Hasan beraber paylaşacaklardı. Uzaklarda… Birbirlerinden habersiz, fakat daima…

Şunu da belirmek istiyorum: Bu yazıyı okuduktan sonra “Oğlum sen duygusalsındır ondan ağlamışsındır. Ben tam bir ruhsuzum bana dram işlemez.” derseniz emin olun içinizde ki ponçik çocuğu dışarı çıkartacaktır.

Kitap hem normal hem de midi boy olmak üzere iki farklı şekilde yayınlanmış. Normal boy ile midi boy arasında sadece ücret farkı var. Artık hangi boyu okumaya siz karar vereceksiniz. Ekonomik olduğu için benim tercihim midi boydan yana oldu. Âcizane tavsiyem, normal boya fazla para vereceğinize midi boy tercih ederek arta kalan parayla bir kitap daha alabilirsiniz.

Not: Bu arada kitap ödüllü, hani bir şey olacağından değil de artistlik olsun diye söyledim. :)

Yücel Altunay, Cengiz Han'a Küsen Bulut'u inceledi.
25 May 19:50 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Eser iki bölümden oluşuyor .İlk bölümünde bir savaş esirinin draması ,eşine ve çocuklarina karşı özlemi .İkinci bölümde eserin adını aldığı yer .Büyük Han'ın bitmek bilmeyen hırsı ve cihan hakimiyeti düşüncesiyle Batı'ya sefer düzenleme isteği .Sefer sırasında bir kâhin Cengizhan'ın yolunu keser ve Cengizhan'a onu bir bulut takip ettiğini söyler ve bulut onu takip ettiği sürece Gök Tengri'nin onu koruyacağına inanır.Cengizhan, buna inanmak istemez lâkin kahinin bu cesaretli davranışı. Cengizhan'ı buna inanmaya iknâ eder .Cengizhan,Gök Tengri'nin onun yanında olduğunu ve kendisine güç verdiğini yürekten hisseder.Büyük Han ,sefer sırasında hiçbir kadınin doğum yapmasina izin vermez .Cengizhan'ın armalarını diken nakışçı kadının çocuk dünyaya getirdiğini duyar.Çocuğun babasıda ordu komutanıdır.Sevdiği kadının öldüreleceği sırada kendisi de ortaya çıkar .İkisi idam edilir .Çocuk yetim kalır ona bir köle kadın olan Altın isminde kadin sahiplenir .Kadının yaşlı olmasindan çocukta ,yaşlı kadın da zorluk çeker .Gök Tengri'ye yalvarır ve kadının sütü gelir ve çocuğa annelik yapar .Bu olayda kadının ve çocuğun zorluk çekmesinden.Gök Tengri ,Büyük Han'a kızar ve bulutu ondan alır .Büyük Han ,sefer sırasında sıcaktan kavrulduğunu hisseder ve gökyüzüne baktığında bulut kaybolmuştur .Cengizhan ,bu olay sonucunda seferi oğullarının torunlarına bırakarak Asya'ya geri döner ve bir zaman sonra vefat eder .Mezarının nerde olduğu bilinmez.
İlk bölümün devamına gelirsek eğer esir de vagondan kendini rayların altına atarak ölür .
......
.....
Okuduğum en güzel eserler arasında sayabilirim .Cengiz Aytmatov beni yine hayretler içerisinde bıraktı

Özgecan YILDIRAN, Bir İdam Mahkumunun Son Günü'ü inceledi.
25 May 11:11 · Kitabı okudu · 3 günde

Giyotinin soğukluğunu ,bitmek bilmeyen kürek mahkumluğuna tercih edip ölümün gercekciligiyle yüzlesince nolur beni kürek mahkumluğuna carptirin diye yalvarmanin romaninydi.
Bedenim bir hücrede bağlı zihnim ise bir düşünceye hapsolmuş.umut çevremde bir gün ışığı gibi içime doğuyor diyerek affı bekleyen genç bir adam.
Duygusal gelgitleri , kabullenişi , vazgeçişi yalvarışı , affı , umudu öfkeyi korkuyu özgürlüğü , tutsaklığı ve idamı hissedebileceğiniz bir hikaye...

Her gün biraz daha sırtlanır kendi ölüsünü insan
Zaten yaşamak, bitmek bilmeyen bir telaştan başka nedir

Bünyamin Ayvaz