• Serice okuyan herkes gibi ben de bu kitabı 10 günde bitirdim. Bitirdim, ama bu ne bitirme! Son bölüme kadar uzunca betimlemeler, bir türlü bitmek tükenmek bilmedi. Dickens, soluk almadan mekan ve çevre tasvirlerinde bulunmuş, sanıyorum... Oliver Twist'in namını, çevresini, ailesini, arkadaşlarını, yaşadığı haneleri, geçirdiği yoksulluğu, geçirdiği Hummaları, karşılaştığı sürahi dolusu "Bira"yı dahi dahiyane bir şekilde anlatmış anlatmasına; ama tüm bunlar anlatılırken Oliver Twist nerede kardeşim ? Ben meraklı bir okur olarak Oliver'ın nerelerde devindiğini, neler düşündüğünü iyicene öğrenmek istiyorum; yani Oliver kitapta çok uzak bölmelerdeydi. Sanki diğer yan karakterler kitabın ana konusu, Oliver ise başka dünyada hayat sürmekte olan bir "Öksüz"...

    Charles Dickens'ın anlatımına diyecek hiçbir lafım yok; çünkü o son derece yetenekli bir yazar, buna hiç şüphem yok. Ustaca yaptığı betimlemelerden belli bu! Yan karakterlerin yaşamına ilişkin en ufak detayı dahi biliyorum ve artık bunların izbe yerlerde, ne kötülükler peşinde koştuklarını; ne acımazcasına eylemlerde bulunduklarını, hırsızlık diyarlarını, öfke çalkantılarını, sinsi sinsi hareketleri ve genel anlamda "ÇİRKEFLİĞİ VE HASETLİĞİ" en derin manaları ile okumuş olduğumu anladım ve yoruldum.

    Okuyan bazı kişilerinde nitelendirdiği üzere "Başrol belirsizliği" içeren bir kitap... Dickens'ın nasıl bir kafa ya da düşünce ile yazdığını elbette bilemeyiz fakat okuyucuya Oliver'dan çok yukarda bahsini geçtiğim kötülükleri aktarmak ve öğretici olmak istemiş; ve bu kurguyu Sikes, Fagin, Noah Claypole, Mr. ve Mrs. Bumble, Monks ve Sikes'ın köpeği ile genişletip durmuuuş. Yalnız bir karakter havada kaldı: Elegeçmez (Mr. Jack Dawkins); Dickens okuyucunun öngöreceğini düşünmüş herhalde...

    Arkadaşlar, kitabı size önermiyorum; çünkü gerçekten kıymetli zamanınızı harcayan ve daha değerli kitapları okuma yetisini sömüren bir kitap, çoğuna ben de katılıyorum. Aslında boş bir kitap değil; fakat dilediğiniz mecrada olmayabilir. Hepinize iyi günler dilerim; sağlıcakla kalın!
  • Raskolnikov, anlattıklarından sonra sekreterin ona karşı daha bir önemsemez, küçümser davrandığını fark etmişti. Ama çok tuhaftır, birden kim olursa olsun, hiç kimsenin düşüncesini umursamadığını fark etmişti. Ondaki bu değişiklik bir anda, bir dakika içinde olmuştu. Biraz düşünmek isteseydi kuşkusuz şaşardı bir dakika önce onlarla böyle nasıl konuşabildiğine, onlara duygularını bile nasıl açtığına... Peki ama nereden gelmişti ona bu duygu? Tersine, o anda oda polislerle değil de, en yakın arkadaşlarıyla bile dolu olsaydı, onlara bile söyleyebileceği içten bir sözcük bulamazdı. Yüreği öylesine boşalmıştı birden... Acılarla dolu, bitmek tükenmek bilmeyen yalnızlığın, insanlardan uzaklaşmanın karanlık duygusu birden bilinçli olarak yansımıştı ruhunda. Yüreğini birden böylesine altüst eden şey ne İlya Petroviç'in Önünde anlattıklarının bayağılıydı, ne de teğmenin onu küçümsemesinin bayağılığı. Ah şimdi umrunda mıydı küçük düşmesi, bütün bu onur sorunları, bu teğmenler, alman kadınlar, borç senetleri, karakollar, vb., vb!.. O anda onu diri diri yakmaya bile karar verselerdi, kılını kıpırdatmazdı. Belki kararı bile dikkatle dinlemezdi. Daha önce hiç tanımadığı, yeni, beklemediği, bilmediği bir şeyler oluyordu içinde. Değil yalnızca anlamak, hissetme duygusunu tüm gücüyle hissediyordu... Bir daha, demin yaptığı gibi yalnızca duygusal coşkunlukla değil, sıradan bir biçimde bile olsa, karakoldaki bu insanlara, hepsi teğmenler değil öz kardeşleri, kız kardeşleri bile olsalar, başından geçen ne olursa olsun, başvurmayacağını; ömründe böylesine bir duyguyu hiç tatmadığını... Ona asıl acı veren de bunun bilinçten, anlamadan çok, bir duygu olmasıydı. Hem doğrudan bir duygu, o güne dek tattığı tüm duygulardan daha çok acı veren bir duygu.
    Dostoyevski
    Sayfa 140 - İletişim
  • Bu kadar yeter, bitmek bilmeyen bu beyaz kağıtlar insanın gözünü alıyor ve inanın bu bile daha fazla yazmama neden oluyor.
  • "Ey bitmek bilmeyen,
    Upuzun
    Karanlık gecenin ardından gelen
    Apaydın seher,
    Gülümse
    Senin gülüşün mucizelere gebe..."
  • Ve sen geçersin içimden.
    Bitmek bilmezsin.

    Ahmed Arif
  • Gündüz geceye varıyor. Ayaksız,dilsiz varıyor. Şiirsiz sözsüz içimde gül açılıyor. Dilimde bitmek bilmeyen adın,ağzımın en güzel çevriminde nar çiçeği gibi açılıyor. Gökyüzü açılıyor,sevdanın kozası açılıyor,sesim açılıyor. Sesim diyorum. Sesim açıldıkça mavi. Kuşlar kavilleşiyor. Düşürmek için göğü. Söz birliği ediyorlar,pamuktan kelimelerle. Zariftir benim alınganlığım. Cıvıl cıvıl kendime konuşurum. Ah bir ben anlarım kendi içimi. Nasıl diyeyim hüznümün mutluluğunu. Ve senin gözlerin belâ çiçeği olsa da kaçmaz kalbim. Kalbim,güzel kalbim! Kalbim gözlerindir kalbim. Gözlerin!

    Şems Ç.
  • Can Yücel - Biraz Değiştim

    Biraz değiştim,
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

    Değiştim
    Unutamadığım sözlerinin arasında sıkışıyorum,
    Bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni
    Ben benimle savaşıyorum,
    Seninle değil

    Sonucu kılıcı kuşananından belli olan bir savaşın,
    ne kazanabileni ne de kaybedeniyim

    Sorun değil
    Elbet Alışırım
    Biraz alıştım.
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

    Alıştım!
    Varlığını istemediğim tüm eksik yanlarım
    Ve çokluğunu da, yokluğunu da istemediğim
    iki arada bir derede duyguya alışıyorum
    Bir yanım bırak diyor bir yanıma,
    Diğer yanım kesin değil! Henüz tanıştık
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

    Tanıdığımı sandığım bana daha yakınım artık
    Duvarlara anlatırken öğrendiklerim kendi hakkımda
    Ve aynalarda ağlarken gördüklerim kendi tarafımda
    Bir yanım memnun oldum diyor,
    bir yanım tanıyamadım daha
    Samimi değil
    Bir hayli kırıldım
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

    Canıma batan her halin felç gibi indi bedenime
    Gözlerimden tut da ciğerlerime kadar kırgınım
    Aslında ne sana, ne olanlara
    Kendime kırgınım!..
    Maziye hiç değil, âna kırgınım
    Anlatamadığım, anlayamadığım masalların bana yaptıklarına
    Dinlediğim şarkılarda bana seni anımsatan şarkıcılara
    Beni anladığın kelimelerin bana her şeyi anlatıyor gibi geliyor oluşuna
    Bir hayli kırgınım
    Beni ben kırdım oysa
    İyi değilim.
    Galiba yoruldum
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

    Kalbime, kalbimi kanıtlamaktan
    Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan
    Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum.
    Aslında ne pişmanım ne de pes ediyorum!..




    Sadece beni kaybettikçe seni kaybediyorum.
    Şu kalp denen, beni bana sorgulatıyor artık
    Ki seni sorgulamamasını nasıl beklerim?!..

    Toprağa bakan yanım senden zaten ayrı
    Sana bakan yanımsa toprakla aynı
    Hıh! Ne yaparsan yap, gördüğünün seni görmesini bekleyemezsin!

    Gözlerim yorgun
    Dudaklarım, dudaklarım hissiz
    Dokunulmadan geçen yıllar bana çok ağır
    Sarılmadan geçip giden uğurlamaların, kavuşmaları hep beklentisiz
    Söyleyemediklerini söylesen de şimdi
    Sesine aşina yanım, onca sessizlikten sonra artık sağır!
    İsteyerek değil

    Çok çalıştım
    Paylaştığımız hayatımızda bıraktığın onca üstü kapalı git izine
    Beni yerle bir eden kendince açık olan her tepkine
    Ve bende bana tanımadığım bir adamı göstermene rağmen,
    Gitmek için, bitmek için, sana huzur vermek için çok çalıştım.

    Daha önce de gitmiştim
    Kendi isteğimle
    Anladım ki daha önce sevmemiştim!

    Çok çalıştım inan
    Değişen yanımın aslında hep aynı olduğunu göstermeye
    Her defasında daha da tozlanan canımı kırmadan korumaya
    Ve alışmaya kendime
    Bu göz gözü görmez dumanlı halime
    Çok alışmaya çalıştım hem de çok.

    Tanıştım seninle doğan yanımla da, ölen yanımla da
    Birini yaşattım! Yaşatıyorum da hala
    Ama diğerinin ölmesine engel olamıyorum.

    Yorulmak, dinlenmekten geçmiyor
    An be an çöküyor, insanın içindeki güç
    Işığı sönüyor
    Beyaza dönüyor rengi git gide
    Hissizleşiyor.

    Ne yormak istedim Seni,
    Ne de yormak kendimi
    Çok çalıştım
    Gitmeye de kalmaya da
    İkisi de aynı acı, ikisi de rezil
    Daha önce de gitmiştim
    Ama böyle kalarak değil
    Böyle kalarak değil.

    https://youtu.be/WYKX8i03WNM