Öpüşme mesafesinde evler, çarşaf gibi göz gözü görmeyen iffetli pencereler
Aralarını ayıran serin taş sokaklar,küçeler
Uzaktan gelen eskici sesi ,ezan sedası
Kuş sesleri ,çocuk neşesi ,patlayan balonlar
Balkonları süsleyen vita saksılarında fesleğen kokuları
Dış kapı kenarında ikindiyi müteakiben minderine kurulmuş tefekküre dalmış nineler
Dişleri tespihe dökülmüş, son akşamı beklerler..
Komşuda tuz bitmiş küçük kızları kapıda
Bana sorsa oysa kalbim onun boş kabında
İlk aşkın tadı tuzu zaten platonik kıvamda
Annem yaz sıcağında tandır başında
alın teri serecek soframıza..
Bir zeytin ikiye bölünecek
Bereket yerden yükselecek çünkü şükür var yemeğin sonunda
Babam şehre inmiş ,karsı yolu tozu dumana katan işte şu yarım otobüste
Bana patpat ve birkaç balon sözü var
Ayağımda sağı solu karıştırmış kara lastikler
Başım okşanma yaşında
Gözlerim ufuklardan henüz habersiz
Ayrılık çalmamıştır daha kapımı
İlk okul maceram beyaz yaka mavi önlüğüm
Aç yattığım geceler sınıf sıram banyo sıram yemek sıram ranza numaram okul numaram yırtıldıkça büyüyen ayakkabı numaram..
Dinlediğim kasetlerden ezberlediğim şarkılardan ibaret ifade kabiliyetim
Anılar sonra sonra birikecek günlükler yetişmeyecek küskünlüklerime
İçimdeki umudu ancak yaradan taşıyacak arkamdan..