Bu ciltte hikâye, Yuiçiro ve ekibinin giderek daha büyük çatışmaların içine çekilmesiyle devam ediyor. İnsan ordusu içindeki güç mücadeleleri, ekip üyelerinin birbirlerine olan güvenleri ve vampirlere karşı verilen savaş ön plana çıkıyor. Karakterler sadece düşmanlarla değil, kendi içlerindeki korkular ve sorumluluklarla da yüzleşmek zorunda kalıyorlar. Bu nedenle kitap, aksiyonun yanı sıra karakter gelişimine de önemli yer veriyor.
En beğendiğim sahneler ise Yuiçiro’nun arkadaşlarının yaptığı hatanın sorumluluğunu üstlenerek albayların karşısına çıkması ve arkadaşlarını korumak için mücadele etmesiydi. Bu sahne onun ne kadar cesur, sadık ve fedakâr biri olduğunu gösteriyordu. Ayrıca kitabın ortalarında yeni ekip arkadaşlarına söylediği “Korumam gereken arkadaşlarımın ismini biliyorum, düşmanımınkini bilmesem de olur.” (Birebir böyle olmasa da böyle dedi: “mutlaka korumak zorunda olduğum arkadaşlarımın ismini hatırlıyorum.”) sözü de çok etkileyiciydi. Bu söz, Yuiçiro’nun gücünün kaynağının nefret değil, sevdiklerini koruma isteği olduğunu çok güzel anlatıyordu.
Genel olarak bu ciltte ekip ruhu, dostluk, fedakârlık ve güven temaları oldukça güçlü işlenmiş. Aksiyon sahneleri sürükleyici, karakterler ise her bölümde biraz daha derinleşiyor. Hem hikâyenin ilerleyişi hem de Yuiçiro’nun arkadaşlarına verdiği değer nedeniyle bu cildi çok beğendim.
Puanım: 10/10
“Oysa benim sana, düşlerimden başka verebilecek bir şeyim yoktu. O yüzden sana şimdi elinde tuttuğun garip kitabı verdim.”
“Düşünüyorum, o halde ben varım.”
Bitirmek için oldukça zorlandığım bir kitap oldu, yarım bırakmayı sevmediğim için direndim. Bestseller olmuş kitaplardan uzak dururum normalde, çünkü ilginç bir şekilde güzel olmazlar ve bu hiç şaşmaz, istisnaları saymazsak. Bir arkadaşımın tavsiyesi ile almıştım, nerden başladım arkadaş dedim, bitmiyor da :)) Yusuf Güney’ in kafa güzelken astral seyahat yaptım demesinden farksız inanın. Kusura bakmayın ama beğenenler nasıl beğendi diye düşünüyorum :)) Saçmalardan seçmeler düşleri okumak isteyenler sakın kaçırmasın :)) Bana sorarsanız şiddetle tavsiye etmiyorum aman uzak durun :))
Serinin tamamı bir solukta okumalık. Kesinlikle tavsiye ediyorum.Bitmesin diye her gün bir bölüm okudum ama bittiii...
Şimdi 1 sene bekle ki bu seviyede bir kitap daha okuyabilelim...
Mükemmeellll. Sonunda bittiii Kenan devri. Kanpusuyu okurken çok keyifliydim. Doruk ile Defneyi,biricik ile Cihan çiftlerini daha çok okumak isterdim ha bir de Süheyla ile Dağhan’ı. Dağhan o kadar güzel seviyordu kiiii… Kitap serinin noktası ama benim gönlümde asla seriinin noktası değil ben hep onları hatırlayacak ve seveceğim.
Bu arada sanırım bugün Lore’nin doğum günüymüş. İyi ki doğdun Loreeee
Biraz karışık bir kitaptı benim için o yüzden karışık bir yorum olacak.
◉ İlk başta kitabın dünyasını anlayamadım. Aslında şuan bile kafam tam olarak oturmayan şeyler var. Kitabın sonunda yine biraz daha oturdu dünyası. Bu birazda şundan kaynaklı galiba. Juliette uzun zamandır tutsak olduğu için bizde uzun zamandır tutsak oluyoruz kitapta ve dışarısı hakkında hiç bir şey bilmiyoruz. Kitabın dünyasını tanımak biraz yorucu oluyor. Juliette'de mantıklı soru sormuyor ki anlatsınlar bize dünyayı.
◉ 1. Kitapta biz çoğunlukla Juliette'nin Adam'ı mı yoksa Warner'ı mı seçmesini okuyoruz.
◉ Ben başta Adam'ın tarafındandım. Yine de tam olarak bir güvenim yoktu. Kitapta kimseye güvenemedim ben zaten o ayrı bir şey de. Beni rahatsız eden şey Juliette'nin "eskiden tanıyordum onu" düşüncesiyle sorgusuz sualsiz Adam'a güvenmesi. Çocukken tanıdığımız kaç insan eski hali ile kalıyor ki. 60 yaşında ki insanlar bile değişebiliyor. Warner'a göre tabii ki Adam daha iyi fakat ikiside güvenebileceğimiz bir kanıt taşımıyor.
◉ Ve Juilette'nin herşeyi romantize etmesine sinir oldum. Beni neden önemsiyorsun diyip duruyor. Adam sevmiş işte kitapta romantizm olsun diye. Ben de zaten Adam'ın neden önemsediğini anlamış değilim. Çocukken 2 kere görüp etkilendiği birini kardeşini tehlikeye atacak kadar önemsemesi çok saçma bir şey bence.
◉ Bir de çeviride bir hata var galiba bazı yerlerde 1. Ağızla, bazı yerlerde 3. Ağızla anlatıyor hikayeyi.
SPOİLERRRRRRR!!!!
◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉
Kitabın sonunda Juliette gibi başka kişilerinde olması beni mutlu etti. Serinin zaten bayağı bir kitabı var diye biliyorum. Aynı konuyu işleyip durmaz diye umuyorum. Warner'ın da Juliette gibi bir gücü var gibi.
SPOİLER BİTTİİİ!!!
◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉◉
◉ Kitabı okumadan önce yorumlara baktığımda hep
Bana DokunmaTahereh Mafi · DEX Yayınları · 20242,285 okunma
Okudum ve bittiii…
Güncel bir dil kullanılmış olmasından mı kaynaklı bilmiyorum ama saçma bir şekilde sevdim. Aslında bazı hatalar yok değil, var; ama kurgusu çok güzel. Sizi yormayan bir dil, sizi yormayan bir hikâye… Dinlenmek için, belki biraz durmak, gerçek hayattan kaçmak için güzel bir tercih olabilir. Bana iyi geldi. Okurken bırakmak istemedim ama bitsin de istemedim. Yazım hatalarını görmezden gelerek okudum.
Hikâyeye gelecek olursak…
Ruhlar âleminde geçen fantastik bir hikâyeydi. Ana karakterin ölmesi sonucu, ondan çok önce doğup ölmüş bir erkekle ruh eşi olarak eşleştiriliyorlar. Bu eşleştirme, yaşarken yapılan “yapılacaklar listesi” ile belirleniyor. Bu aşamada, yaşarken belirledikleri maddeleri gerçekleştirmelerini anlatan tatlı bir hikâye… Aşkın en masumane hâli…
İnsanların bencilliklerine ve kötülüklerine küçük dokunuşlar yapılmış ama hikâyeden kopulmamış. Betimlemeler boğmuyor; az ve dozunda.
“Biraz dinlenmek için bir kitap arıyorum.” diyorsanız, bu öyle bir kitap. Keyifli okumalar dilerim.