“asla ama asla, seni kimse benim kadar iyi anlamayacak. bu dünyada seni en iyi anlayacak kitap benim.” diyor bana sanki. ben de ona haklı olduğunu kanıtlamak istercesine yoğun bir ilgi verdim. filmi de izledim. gülerek, ağlayarak, “ne istediğimi bu kadar da bilemezsin.” diyerek, gelecekteki evimin kapılarını ve tuvaletlerini bile aklıma ilmek ilmek işlediği o fikirle yeniden dizayn etmeyi diledim. benim için bir kitaptan fazlası olduğunu nasıl kanıtlayacağımı bilmiyorum.
lise aşkıma yazdığım mektup, kendime verdiğim sözler, seni okurken dinlediğim ve damga vuran şarkılar, üzerine sıçrayan kahve damlasını çizime çevirdiğim, yara bandı ile birleştirdiğim jelatinli son sayfaların ve sayısız kere çizdiğim alıntıların ile benim en değerli kitabım olacaksın.
kapağın fıstık yeşili renginde olduğu için almıştım, iyi ki de bu rengi seviyorum deme sebeplerimdensin. belki seni pek hor kullandım fakat buna değdin. hor kullanılmayı hak etmedin belki fakat, benim seni ne kadar sevdiğimi anca böyle gösterebildim.
yalnızlar yalnız ağlar, diyordu bir şarkı sözü. sen benim yalnız ağladığımda da yanımdaydın ve en komiği, seni gözyaşlarımı silmek için bile kullandım.