• İlham veren,motivasyon arttırıcı biyografi,otobiyografi okumak istiyorum.Önerileriniz var mı ?
  • artık çok korkuyorum
    biri çıkıp
    beni sevecek diye
    ödüm patlıyor.

    Abdulselam GÖZÜTOK
  • Deli Halid Paşa... İsmi unutulan yüce kişi. Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren Türk milletine geçmişini unutturmak için bir sürü inkilap yapıldı,1925 yılında mecliste öldürülen Deli Halid Paşa'da bundan nasibini aldı. Balkan harpleri,I.dünya savaşı,Trablusgarp,İstiklal savaşlarında en önde olan bu adam çok büyük bir şahsiyet, bu kitap çokca kaynaklar ele alınıp yazıldığından gerçekten iyi bir biyografi, dönemi anlamak adına okunacak kitapların başında gelmektedir, tavsiye ederim.
  • Bizde çoğu kişi biyografi takip etme alışkanlığına sahip değildir. Birisinden dedikoduyla bahsetmeyi tercih ederler. Aynı yöntemi gazetecilikte de hatta ansiklopedicilikte de kullanırlar.
  • Öncelikle kitabı çok beğendim.Yazarın daha önce hiç kitabını okumamıştım.Okuduğum ilk kitabı.İyi ki de okumuşum dediklerimden.İlk olarak ben kitabın daha çok Abdulhamit dönemimdeki tarihi olaylardan bahsedeceğini sanmıştım ama öyle değildi. Tabii içinde tarih de barındırıyor ama sıkmadan dozunda.
    Kitap daha çok Tahsin Paşa nın kişiliği sevgisi ailesi ve payitahta olan sadakati ve sevgisinden bahsediyor. Öyle güzel başlıyor ki anlatmaya en başından taa çocukluğundan.
    Tahsin Paşa 'nın naifliğinden çok etkilendim doğrusu. Böyle insanların hala dünyada var olduğunu umut ediyorum.
    Güzel bir biyografi romanı olmuş.Altı çizili bir sürü cümlem var kitapta burayada aktardığım gibi.
    kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum.
  • Mustafa Kemal'i Yılmaz Özdil'in kaleminden okumak gayet güzeldi. Ve şunu belirtmem lazım hemen incelemenin başında, kitabı bir tarihcinin yazdigi biyografi olarak değil de gerceklerle kurgulanmis bir eser olarak okudum. Çünkü klasik bir biyografide yapılması elzem olan ilk şey yararlandigin kaynakları belirtmen, bunlara kitabında yer vermen. Çünkü ne kadar güzel şeyler söylemiş olursan ol söylediklerin havada kalmış olur. Şahsen okurken hep aklimdaydi, "Tamam iyi hoş yazmış bunu lakin kaynağı ne bunun". Kitaptaki birçok olayı başka kitaplardan da ve kişilerden de duymuşlugum olduğu için verdiğim puan düşük olmadı. Dediğimi ozetlersem: Muhteşem Yüzyıl, Diriliş Ertuğrul güzel diziler ve anlattığı birçok olay da gerçek olaylara dayanıyor olabilir lakin tarihi öğrenmek icin bu durum onlari kaynak teşkil etmez.
    ...
    Mustafa Kemal'i bu kitapta bir arkadaş, bir abi gibi hissediyorsunuz. Yani sen ben gibi biri. Üzülen, sevinen, oyun oynayan, aşık olan, kavuşamayan... Bu açıdan çok hoşuma gitti.

    Mustafa Kemal'i artık senelerdir yapılan algı operasyonlarından kaynaklı seveni sevmeyeni 'dinsiz' veya 'dinle işi olmayan, dine çok uzak' olarak algilamistir. Lakin bu kitapta bilakis dinle yakından alakali, dine oldukça saygılı ve dinin halk tarafından anlaşılmasına önem veren bir Mustafa Kemal portresi ile karşılaşıyoruz. Dini, rituellere indirgeyen Emevi-saltanat dini ekolunde önemli olan "namaz kılmak, oruç tutmak, belli kandillerde camide namaz kılmak, kurban kesmek..." gibi ibadet ve rituellere indirgenmis durumdadir ve evrensel iyi kavramları, ilkeleri ikinci,üçüncü plana itildigi için insanlarda dindar, din yönünden makbul insan denilince akla sadece 'namaz kılan, kurban kesen, oruç tutan...' sakallı, tespihli bir dayi figürü akla geliyor. Bir insan bunları yapmasa ya da az yapsa ama topluma faydali olsa dahi o kişi dindar görülmez. Böyle de garip, absürd bir durum vardır.

    Mustafa Kemal'in en hoşuma giden ozellikerinden birisi hatta en başta geleni kitap okumaya olan tutkusu. Cephelerde dahi kitap okumaktan vazgeçmiyor. Hayatı boyunca 3997 kitap okuduğu biliniyor.

    Mustafa Kemal'in en hoşuma giden özelliklerinden birisi akıl ve bilime önem vermesi, hayata bu pencerelerden bakmasidir ve bununla beraber yobazlar, din tüccarlarına düşman olmasıdir.

    Mustafa Kemal'in bir çınar ağacı zarar görmesin diye konağı 4 santim civarı kaydirmasi olayını Greenpeace duysa heralde bunun filmini yaparlar, Atatürk'un heykelini dikerlerdi, aynı saatlerde bizim ülkedeki 'reaya' ise halihazirda dikilmiş olan heykeli indirmeye gayret ederdi.

    Mustafa Kemal ile görüsen bir meczubun -din adamı diyorlar- Mustafa Kemal'in gözlerinden cikarimda bulunup onun Deccal olduğunu söylediği rivayet edilir. Mustafa Kemal, vatani için cephelerde carpisirken yaralanması neticesinde biraz sakat olan o gözünden din tüccarları onun Deccal olduğu sonucuna varabiliyorlar! İşte yobazliga ve din tuccarligina karşı olmamız için en temel sebep budur. Mustafa Kemal'in geçirdiği hastalıklar ve rahatsızlıklar ve de cephede yaşadığı yaralanmalar sayfalarca anlatılıyor. Neler yok ki:
    - Böbrek rahatsızlığı
    - Sıtma
    - Kaburgası kırıliyor
    - Gözünden yaralaniyor
    - Kalbinden rahatsizlaniyor
    - Siroz
    - Göğsünden vuruluyor
    Aklımda kalanlar bunlar.

    Mustafa Kemal denince akla belki de ilk başta kadın hakları gelmeli. Aslında Türk toresinde kadının yeri erkekle eşit veya esite yakındır. Hatun otagda bas tacidir, hakanin yanındadır. Savaşta eli kılıçta savaşta, barista ekonominin de içinde, çocuğunun da bakimindaydi. Lakin zamanla Arapciligi islamiyet sanmamiz neticesinde kadın toplumda erkeği günaha sokan cisim olarak yaftalanip ikinci plana itildi. Mustafa Kemal ile tekrar hak ettiği seviyeye yükseldi Türk kadını. Şimdi bakıyorum da bustuné baltayla vuran, 'Ataturk ilah değildir, onun böyle anilmasi dine aykırıdır, batının kanunları getirdi' diye tepki gösteren -provokasyon yapan- kadınları görünce sasiyorum. Yani sormak isterim bu kadınlara, bir erkeğin 4. eşi mi olmak istersiniz, mirasta, bosanmada hiçbir söz hakkınız olmamasını, sürekli kocanizdsn dayak yemeyi ve bunun hakkında yasal bir işlem uygulanmamasini, eğitim gormemeyi, dışarıya erkeğiniz olmadan cikamamayi ... mi istiyorsunuz? Ben eminim ki Mustafa Kemal, mezardan kalksa ve görse ülkenin durumunu en çok bu kadınlara üzülür.
    ...
    Mustafa Kemal, kendini milletine adamış yalnız bir adamdı. Yalnızlığı özel hayatindaydi. Mutlu bir evliliği olmadı, çocuğu olmadı ama birçok evlatlık çocuğu oldu ve hepsini okuttu. Neyi varsa milletine bağışladı. Bir yüzükle bile gelmedi ve bir yüzüğü bile olmadan gitti. Ancak vatanıni seven, aklı hür, vicdanı hür her Türk insanın gönlüne 'akıl ve bilim' yazılı birer yüzük bıraktı.

    Keyifli okumalar...
  • Merak ettigimiz hayatlar var devamli kim bu ne yapar ne eder
    nasil yaşiyor neler yapiyor bu biyografi de anlatilanlarsa
    sorgulamadir düşünme gücünü ortaya koymak ben spoiler vermeyi pek sevmiyorum onun tadini kacirmayi.

    Düşün herşeyi gercekten yaşiyomusun
    montaigne'in kedisi kapağında yazıgı gibi ben kedimle oynarken onun benimle oynamadığını nereden bileyim diyor ne kadar güzel özetlemiş oysa bunlar kendi düşüncelerimdir altaki ise kitaptan alinti.

    Kısaca Montaigne.
    Shakespeare'nin hocası, kralların danışmanı, kendi dilinin övünç kaynağı ve yeryüzündeki özgür düşüncenin koruyucusudur.
    En çok hoşlandığı şeyler, okumak, dostlarıyla tartışmak ve gezerek öğrenmektir.

    Keyifli okumalar.