Giriş Yap
Kendi içinizde bir raslantı olarak kalmaya devam!
Siz, biz farklı düşünenlerin, kendimizi çılgınlıktan dolayı kendi ıssızlığımızda, bataklıklarımızda, buz dağlarımızda dolaştırıp, acı ve bezginlikleri sütun tepesinde yaşayan münzeviler gibi gönüllü olarak seçtiğimizi mi sanıyorsunuz?
Reklam
·
Reklamlar hakkında
450 syf.
·
55 günde okudu
·
Puan vermedi
Defalarca okunsa bile sihrini yitirmeyecek bir yazardır
Halil Cibran
. Hasretin, sevginin ve aşkın en katran renkli dehlizlerinde bir başına kalmış, en koyusundan hepsinin ilahi bir şekilde çekmiş kişidir. Ve acıları ile bezediği renklerini biz geride kalanlara o kadar güzel aktarmış ki, filizlenen sevgilerimizde ve aşklarımızda o'nun satırlarının melodisi yansır. Saygıyla...
Birdenbire ailemizin yarısını kaybedersek nasıl ayakta kalabilirdik? Sanki bir tencereyi ikiye parçalamak gibi. Nasıl ki o parçalanan tencere artık bir tencere değilse, biz de artik bir aile değildik.
159 syf.
·
5 günde okudu
·
8/10 puan
Kitapla ilgili bol ipucu içerir...
Acımak
Kitap boyunca... Mürşit efendinin kaynanasıni öve öve göklere çıkarmasını okurken, kendi kendime kesin bu kaynana çok fena çıkacak,tatli diliyle kandırıyor adamı diye düşündüm. Mürşit Efendi'yi de insan, insan çerçevesine sığdıramıyor...bu ne saflik bu ne temizlik... Tamam hani çevresindekiler de tam tersi, tam bu yıllanmış, eskimiş yapıdaki memur zihniyetine sahip. Hepsi yapmış olmak için işini yapan, akli fikri dedikodu, fitne, fesat ve mumkunse oturduğu yerden, mümkün olduğunca az çalışarak çok para kazanma derdinde adamlar. Herkes isim yurusun, daha çok para olsun derdinde her türlü haksızlığa, riyaya göz yumar vaziyette. Torpil, adam kayırma desen havada uçuyor. Bizim Mürşit Efendi de bütün bu pisliğin içinde parlayan altın, adeta açmamış gonca... Öyle saf öyle temiz. Hiçbir insanın bu kadar mükemmel ahlaklı olamayacağını düşündüğüm için karakterin bu kadar saf olmasını kabullenmekte zorlandim. Çünkü adamcağız her şeye kanıyor. Ama genel olarak değerlendirince.... Belki de Reşat Nuri devrine ayna tutuyor. Ve bu şekilde zıt karakterleri bir arada tutarak bunu okura yansitmayi çokta başarılı şekilde yapmış. Ve bir de şunu düşünmekten kendimi alamadım.... O kadar zamandan bu yana ülkem ne kadar değişip ilerleme kaydetmiş... Okuduğum Peyami Safa denemeleri geliyor aklıma. 1940 yıllarında yazılmış denemelerdeki eleştirilerin hala günümüzde canlı oluşu. İster istemez şunu soruyorum kendime... Bu devrin yazarları mi her devre ışık tutmakta çok başarılı yoksa biz miyiz cehalette direnip, yerimizde sayan... Kitap boyunca dedim ki kendi kendime, kitabın başında Zehra ile birlikte nefret edip, ağır suçlarla itham ettiğimiz mürşit Efendi yavaş yavaş aklaniyor. Belli ki Zehra defteri okumayı tamamlayınca Zehra'nın nefretle sevgisi yer değiştirecek. Ve nitekim öyle de oldu. Tabi bize bu şu mesajı da beraberinde veriyor. İlk bakışta yargıladığımız, kötü olduğunu düşündüğümüz insanların, aslında öyle olmayabileceklerini, yaşadıkları sayesinde bu noktaya ulaştıklarını, içlerinde iyi insan olabileceklerini. Yani her zaman görünenin gerçeği yansitmayabileceği.... Ve su soruyu soruyorum, yaşadıkları insanın karakterini bu kadar zıt yönde etkileyebilir mi? Kim ne derse desin, günümüze göre daha eski dönem yazarlarinin kitaplarında daha bir derinlik var. Belki de o donem bize farklı geldiği için böyle düşünüyoruz, farklı bir dönemi okumak o dönemde yaşananları görmek bakış açımızı geliştirdiği için olabilir. Belki o dönemde yaşasaydık o dönemin yazarlarının anlatımını bulacaktık Kim bilir. Maalesef ki bunlar yaşamadan anlaşılamayacak şeyler. Velhasılı kelam kitap boyunca anlamakta en zorlandığım şeylerden biri Mürşit Efendi'nin karakterindeki 180 derece değişim. Ve tabii ki de beni en çok düşünmeye iten nokta bu oldu. Bir insan nasıl bu kadar değişebilir ve bu gerçekte mümkün müdür? Gerçi bir yerde kaynanası ve karısıyla mücadelede pes etme noktasına geldiği için, çocukları için savaşmaya çalışıyor. Ama bunu yaparken de pek ahlaki yolları tercih ettiği söylenemez. Yıllardır biriken borçlarını kapatmak ve çocuklarının biraz olsun her türlü hırsızlık, yolsuzluk benzeri ahlak dışı isi yapıyor. Pek başarılı olmasa da bunu çocukları için yapıyor. Zaten hapishaneye de girip çıkıyor. Bu ne kadar mantıklı, gerçekten tartışılır bir nokta. Yazar kendi de değinmiş bir yerde. Bir insanın karakteri ne kadar siyaha boyanmış olursa olsun, bu siyahlığın içinde beyaz yerler olabileceğini, Mürşit Efendi'nin de içindeki bu beyaz yerlerin çocukları olduğunu. Ve tabii biraz da kaynanadan söz etmek lazım bu kaynana gerçekten bu kadar kötüm bu kadar fitne fesat dolu, iş çevirmede becerikli nasıl olabilir? Acaba onun da gizli bir defterini okusaydik bambaşka bir karakter çıkar mıydı ortaya? Okunmaya değer bir kitaptı. Yazıldığı dönem itibariyle şu an pek kullanmadığımız sözcükler epeyce vardı ama, kitabın alt kısmında yıldızla işaretli olarak kelimelerin anlamının verilmesi, kitabın daha akıcı şekilde okunmasına yardımcı oluyordu.
Acımak
9.0/10 · 30,3bin okunma
Reklam
·
Reklamlar hakkında
"Gelemem. Biz düşmanız." "Önemi yok. Ben unuttum bile."
Reklam
·
Reklamlar hakkında
2
1000
10bin öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.28.6