— doğruyu söyle. niye? — istiyor musun doğruyu söylememi? dürüst olayım mı? sen beni çok seviyorsun ya, hani deli gibi aşıksın ya bana, o yüzden. o sevgin varya o sevgin, yedi bitirdi beni. hapsetti beni. istemiyorum yanımda olmanı. ulaşama istiyorum bana! — korkulur senden eyşan. dürüstlüğü bile böyle bir bıçak gibi savuruyorsun ya diyeceğim diyemiyorum. çünkü dürüst değilsin.
Alıntı
Memleket kokusu..
Bir memleket kokusu gelip oturdu burnumun direğinee tanıdık, kadim ve davetkâr... Toprağın yağmurla ilk busesinde saklanan, fırından yeni çıkmış ekmeğin buğusunda tüten, çocukluğumun o dar sokaklarından rüzgârla kopup gelen salçalı bir dilim ekmek kokusu.. İnsanı olduğu yere sığdırmayan, durduğu yerde eğleyen o büyülü sızı. Şimdi içimde, menzili ezelden belli bir yolculuğun sabırsız kanat çırpışları var. Gönül tahtımda oturan hasretler, artık yerini vuslatın o dindirmez coşkusuna bırakmak istiyor. Belli ki vakit, ayrılık fermanını yırtıp atma vakti... Heybemizde biriktirdiğimiz ne kadar hayal varsa, hepsini bu uzun yolculuğa yoldaş etme zamanı gelmiş. Çünkü biliriz ki en dik yokuşlar bile hayallerin refakatinde düzlüğe erer.. Şimdi yollara düşme, mesafeleri birer birer eritme zamanıdır. Bu gidiş sadece coğrafi bir yer değiştirme değil, insanın kendi özüne, ruhunun dinlendiği o kutsal sığınağa doğru attığı en samimi adımdır. Yolumuz açık, menzilimiz mübarek, hasretimiz tez zamanda vuslat olsun. Yolun sonunda bizi bekleyen o topraklara vardığımızda, içimize çekeceğimiz ilk nefes, geride bıraktığımız tüm bekleyişlerin kefareti olsunn..çünkü şaiirin dediği gibi "şurama saplanan özlem demeselerdi bıçak derdim" öyle işte.. Rûken..
Duygu ve Düşünce
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kaderim yollarda yazılmış!
Kaderim yollarda yazılmış, Evim sırtıma yapılmış, Rotam hep emredilen yerler olmuş, Her anı alnıma şiir gibi yazılmış. Özlem, doğan güneş gibi bekliyor, Hasret sevinçten yerinde duramıyor, Gülüşler gözlerden yıldız gibi parlıyor, Yürekler hop oturup hop kalkıyor. Adımlar raylarda koşar adım ilerliyor, Gecenin karanlığını bıçak gibi kesiyor, Coşmuş bir kere, arkasına bile bakmıyor, Rotası tam yol İzmir'e gidiyor. 😄 Kaderim yollarda yazılmış, Evim sırtıma yapılmış... Faruk.
Şiir
Bugünü de kırgın kapatıyoruz...
Öfkenin çenesi düşük olur, Kırgınlığın ağzını bıçak bile açmaz.
Kendi İçindeki Cennet ve Cehennem
Ak sakalı göğsüne dökülen, yüzündeki her çizgi seccade başında geçen gecelerin uykusuzluğunu fısıldayan altmış yaşındaki Korkut Ali, mahallenin sessiz bir köşesinde kendi içine dönük yaşardı. Onun dünyası, ahşap rahlesinin üzerinde açık duran Kur’an-ı Kerim’in sayfaları arasındaydı. Ne zaman cehennem ateşini, o harlı ve azap dolu ayetleri okusa, yüreği bir yaprak gibi titrer, gözlerinden süzülen yaşlar sakalını ıslatırdı. Allah korkusu ve sevgisi, onun damarlarında dolaşan kan gibiydi. Bir gece, yüreğindeki o bitmek bilmeyen Mekke özlemiyle istihareye yattı. Gönlü sükunetle dolmuştu. Çok geçmedi; onun cami çıkışındaki o içli, vakur sohbetinden etkilenen mahallenin hayırseveri Lütfü Bey, bir gün elini öpüp ona umre müjdesini verdi. Korkut Ali, o an altmış yıllık gövdesini unuttu, adeta çocuk gibi sevindi. İçini kavuran özlem, kutsal topraklara yaklaştıkça daha da büyüdü. “Ah,” diyordu kendi kendine, “Kabe’nin gölgesinde yaşayan insanlar ne şanslı, ne güzel nasipli kullardır kim bilir...” Gel zaman git zaman, dualarla uğurlandı, uçak biletleri kesildi ve Korkut Ali o çok hayal ettiği kutsal topraklara ayak bastı. Oteline yerleştiğinde kalbi göğsüne sığmıyordu. Odasının kapısını kilitleyip resepsiyona inmek üzere koridora adım attı. Tam yan odanın önünden geçerken, kulaklarına anlam veremediği birtakım sesler çalındı. Adımlarını yavaşlattı, kulak kabarttı. İçinden, “Herhalde benim gibi yaşlı biridir, beytullahı görmenin heyecanıyla hıçkıra hıçkıra ağlıyordur” diye geçirirken, sesler aniden yükseldi. Bu sesler, bir çiftin mahrem anlarında çıkardığı, o kutsal iklime hiç yakışmayan seslerdi. Korkut Ali’nin yanakları utançtan alev alev yandı. Başını önüne eğip, adımlarını hızlandırarak oradan kaçtı. Ertesi gün, nihayet Kabe’nin o büyüleyici meydanındaydı. Gözleri yaşlı, tavaf
Duygu ve Düşünce
Şiire ait bir kadın Kadına ait bir adam Adama ait bir sevda Aşkına sahip çıkmak haysiyetli adam işidir Lakin haysiyet dediğin, bıçak sırtı bir coğrafya. Yürürsün, ayaklarında paslı bir çivi, kalbinde eski bir töre. Kimse sormaz adama: "Bu yokuşu neden tırmandın?" Kimse bilmez, aşk, bir infazın başlangıcıdır bazen. İnsan, kendi uçurumuna kendi eliyle kurar darağacını. Bak, şafak söküyor yine, İstanbul'un sırtında bir yorgunluk. Sokaklar tenhalaşır, korkular billurlaşır. Bir adam, kendine dönen bir sürgün gibi bakıyor aynaya. Eğilse boynu, sevdası kanayacak.. Doğrulsa, göğü delen bir kederin tam ortasında kalacak. Eskidi dünya, kelimeler bile pas tuttu. Ama unutma, sevmek bir meydan okumadır çağa. Ve haysiyet, o meydanda dimdik durabilmektir. Bir kadının bakışında saklı olan o kadim yangını, kendi küllerinle yeniden tutuşturup yenilginin zırhını, zaferin gömleği gibi giyinmek! Zira, sadece kaybedenler bilir aşkın ağırlığını. Ve haysiyetli adam, o ağırlığı taşımak için ömür boyu, kendi gölgesini bile kendine düşman eder. Haysiyetli adam haysiyetli sever. Ve sevdası meze olmaz masalara. Lâldir aşkın dili, sırdır aşk Anlatılmaz masallarla. ✍️ Murat
1000Kitap