Kendinde biri çok ağır, altında bir filin ezilebileceği kadar ağır, öteki de onu taşıyamayacak kadar hafif iki hâl vardı. Taşıyamayacaktı, taşıyamıyor. Ah, şimdi ölebilse birdenbire. Yokluk hissi ne kadar tatlı geliyor ona. Bayılır gibi ölmek, fakat ölmek.
Biz meselenin dışarıda değil, içimizde halledilebileceğini daha çok anlarız. Çünkü dâvâ yalnız sevgili ile kendimiz arasında değil, hatta senin meselende olduğu gibi hiç değil, asıl dava kendimizle kendimiz arasındadır. Sevgiliyi dışarda öldürmek neye yarar? İçimizde yaşadığı müddetçe, biz sadece bir şeklin katili olmakla kalırız. Onu içimizde öldürebilmeliyiz. Unutmak budur.
…unutmak için en iyi çare unutmaya çalışmak değil, çalışmamaktır. Fakat onu görmemeni tavsiye ederim. Maddesiyle alakanı kestikten sonra onu ne kadar çok düşünürsen o kadar çabuk unutursun.