Çünkü insan sadece akılla hayatın manasını kavrayamaz. Gönül sadası orada devreye giriyor. Gönle bir akis düşüyor, o akis gönülde bir tını oluyor, dalgalanıyor. O zaman hayatın manasını anlıyorsunuz ve o muhteşem mana karşısında lâl olup hayatınızı bir hadiseye vakfediyorsunuz.
Bu can sıkıntısı, modern insanın anlam kaybına uğradığının bir belirtisi. Anlamın olmadığı bir dünyada insan sıkılır. Ne için yaşıyorum, hayatımın hizmet ettiği değer nedir, hayatımın aktığı yön neresidir sorularına doğru ve tatmin edici cevaplar bulamayan insan, anlamsızlık girdabına kapılıyor, sonra onun için bitmek tükenmek bilmeyen bir can sıkıntısına dönüşüyor.
Hücrelerimiz, kalbî, akli, ruhi durumumuz yenileniyor.
Tesadüfler, tecelliyatlar yeni ve yenilenen size hayat vermişse o gün size yeni bir şey söylüyordur.
Oysa inançlı insan ümitsiz olamaz çünkü ümitsizlik haramdır. Belki havf ve reca arasında salınmalı ama topyekûn yeise düşmek aksiyoner, inanç sahibi insana yasaklanmıştır.