Recep Bakır

Recep Bakır
Geceleyin dolaşanlar ,kafalarında eski günlere dair anısı olmayan, tüyleri yeni bitmeye başlamış , mayıs güneşiyle kanı kaynayan , dur durak bilmeyen genç adamlardı . Ağzı kalabalık , gürültücü, ev kaçkını ,henüz gerçek acıyı tatmamış ,acı ve zorluk nedir henüz bilmeyen genç adamlar.. aya bakıp ulumaya başlayan köpek sesinden ,bir camın ardında görülebilen bir kızın yüzünün karartısından , yağmur sonrası belirlenen toprak kokusundan , bir serçenin uçmasından hüzünleniveren, âşık olduğunun sanan , öyle sandığı için âşık oluveren ,baba parasıyla geçinen ya da alın terini heder etmeye hazır genç adamlar. Kaldırımdan kaldırıma bağırarak konuşanlar . Kimseyi rahatsız etmek düşüncesiyle değil , fakat kendini gösterebilmek için ,varlılarını kanıtlayabilmek için, durulma vakitlerini bekleyerek , nasıl bir çılgınlık yapabileceklerini bilmeden , çünkü büyük çılgınlıklara izin vermeyen o dar alanın içinde dolanıp durduklarını fark etmeden , hiç olmazsa serazat yaşayabiliğine kendini inandırmak için geceleri cadde boyu genç adamlar ...
1000Kitap
Reklam
Kimse olduğum gibi görmek istemiyor beni . Nasıl söylesem.. herkes icat ettiği gibi bakıyor bana .
1000Kitap
Birbirimize nasıl bakacağımız bilmediğimiz için ,hiçbirimiz basit ,yalınkat görmüyoruz kendimizi de başkalarını da .Kendimizde ve onlarda olmayan nitelikleri yakıştırarak bakıyoruz. Sonra bir gün gerçekle karşılaşınca düş kırıklığı ... bundan dağılıyoruz.
Alıntı
Bizim için her şey çabuk trajikleşiyor . İğreti şeylere tutunuyoruz . Üstelik tutunduğumuz her şey bir an sonra elimizin altından kaymaya başlıyor. Daha ısınmamıştık bile, daha alışmamıştık bile ona . Böyleyken kayıp gidiyor . Tutunduğumuz şeyin iğretiliğinden çok ,kendimize ait bir özelikten geliyor bu .
Alıntı
Yanlışlığı bir kez işledikten sonra ... onu olmamış gibi görebilir misin ?
Alıntı