Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum
~Orhan Veli Kanık~
Ağabeyin olunca devam edemedim okula, aman çok da sevmiyordum zaten. Üniversiteye falan gidebilirdim, diploma alabilirdim demezdi her zaman, okumaya baştan beri hevesi olmadığını arada bir kaçırırdı ağzından. Söyleminin tutarsız ya da çelişkili olduğunu anlamam için yıllar geçmesi gerekti, o zamanlar sandığımın aksine, haince bir kibirle, ona kendi değerlerimle -kendimi anne babama, aileme karşı inşa ederken edinmiş olduğum değerlerle- uyumlu, zoraki bir tutarlılık yüklemeye çalışan bendim. Tutarsızlık sadece, herhangi bir söylemi ya da pratiği üreten mantığı anlayamayan kişiye görünür.
Kasiyer kadınlar -zira kadınlara layık görülen işlerden biridir kasiyerlik, erkekler bunu onur kırıcı bulur- yaşıtları liseye gitmeye, hafta sonları dışarı çıkmaya başlamışken ellerinin, bileklerinin sakatlanmasına, eklemlerinin aşınmasına alışırlardı. Sanki gençlik denen şey biyolojik bir olay, basit bir yaş meselesi ya da hayatın belli bir dönemi değil, topluca ergenlik adı verilen deneyimlerin ve duyguların keyfini (toplumsal konumları sayesinde) sürebilecek olanlara tanınan bir ayrıcalıktı.