Bu kitabı okurken adamın kendini pek sevmediğini ama eşiyle birlikteyken tamamlandığını hissettiğini düşündüm . Sanki tek başına eksik , pürüzlü , huysuz biri ; ama kadın onun pasını alan , onu temizleyen taraf . Bunu açık açık söylemesi çok güzeldi . Büyük laflar yok ama cümlelerin içi dolu .
Homurdanarak yazıyor sanki , evet . Ama o homurtunun içinde şiirsel bir şey var . “Fotoğraflarına ihtiyacım yok , hafızam var “ derken hem yaşlı , huysuz bir adam görüyorum hem de hâlâ âşık birini . Bu çelişki kitabı bana samimi kıldı . Duygusunu süslemiyor , saklamıyor da .
En çok da “Sen benim en iyi tarafımdın , umarım ben senin kusurun olmamışımdır” cümlesi kaldı aklımda. Yasın içinden geçen ama çok insani bir endişe bu . Kendini yüceltmeyen , hatta biraz küçülten bir sevgi hâli .
Dul beni sarsmadı ama içime yerleşti . Ağlatmadı , sessizce durdu . Ve galiba en çok da bu yüzden sevdim .
.
DulJean-Louis Fournier
…Peter Pan Sendromu var benim kocamda! Öz Türkçe tanımıyla , Hiç Büyümeyen Çocuk Sendromu .
.
Açılımı şöyle : Büyüme korkusu olan çocuklarda ve erişkin oldukları halde çocuk gibi davranan insanlarda görülen davranış bozukluğu . Genellikle annelerinin gereğinden fazla üstüne titrediği erkeklerde görülürmüş .
Ah Benim Kocam – Ah Benim Karım , hızlı okunan , gündelik hayattan tanıdık hikayelerle ilerleyen çerezlik bir kitap . Evlilik içindeki kadın-erkek bakış açısını karşılıklı vermesi yer yer düşündürücü ama derinlik arayanı çok tatmin etmeyebilir . Daha çok “ evde , sokakta , çevremizde gördüklerimiz “ hissi veriyor . Akıcı dili sayesinde yormadan okunuyor . Büyük beklentiyle değil de hafif bir okuma niyetiyle yaklaşınca keyifli .
.
Canan TanAh Benim Karım! Ah Benim Kocam!