"Sibirya’nın uğultusu, kütüphanenin kalın taş duvarlarını aşamasa da, Baykal’ın derinliklerinden gelen o devasa çatlama sesi binanın temelini sarstı. Baykal —hem gölün adıydı bu, hem de artık ondan başka kimsesi kalmayan kütüphanecinin— parmak uçlarıyla masadaki 'Hayatta Kalma Rehberi'nin kapağını okşadı.
Yanı başında duran 1930'ların nadir baskısı Rus klasikleri ona medeniyeti hatırlatıyordu ama elindeki bu yırtık pırtık rehber, ona yarını vaat ediyordu. Dışarıda, buzun üzerinde bir karaltı belirdi. Normalde bu ıssızlıkta hiçbir şey hareket etmezdi. Rehberin 'Vahşi Hayvanlarla Karşılaşma' bölümünü mü açmalıydı, yoksa 'İnsani Yardım' kısmını mı? Elindeki fenerin pilleri bitmek üzereydi ve Baykal Gölü'nün üzerine çöken karanlık, kütüphanenin içindeki binlerce kitabın bilgisini bile yutacak kadar yoğundu."