Temalarını doğanın dört temel unsurundan (su, toprak, hava ve ateş) alan serinin ilki olan SU; genç bir gazeteci olan Defne Kaman'ın, bir Türkiye gerçeği olan zorla evlendirilen bir kadın hakkında yazdığı dizi ile ilgili kayboluşu etrafında gelişiyor.
Kitap, temasını aldığı ve parçası olduğumuz doğa ve Şamanlıkla ilgili bilgilerle donatılmış. Okurken kendinizi mitolojik unsurlarla donatılmış hissediyor ve mistik havasıyla adeta büyüleniyorsunuz.
Toplumsal ve dinsel gelenekler yüzünden sevdiğinden ayrılmak zorunda kalan Polis Ümit Kaman, yozlaşan toplumdan kendini soyutlayan ve kendini kitapları ile kedilerine adayan Sahaf Semahat, torununu bulma arzusuyla yanıp tutuşurken etrafındakileri bilgeliyle adeta büyüleyen Umay Bayülgen Defne'yi bulma yolunda neler yaşayacaklardı?
Bakalım serinin ikincisi olan TOPRAK'ta biz neler bekliyor?
"Şu sizin ay çöreği, meğer bizim kruvasan çöreğinini babasıymış. Fransızlar milli kruvasan çöreğini Türkler Viyana'da yenilince bunu kutlamak için onların hilâlinden esinlenerek icat etmişler. Hilâl ayçöreği, sizin bayrağınızdan miras kalmış bizim mutfağa!" diye anlatıyor. 'Croissant', Fransızca hilâl ay demekmiş zaten.
Kalplerini gülümseme maskesi arkasına saklayarak daha fazla kırılmaktan korumaya çalışanlar, bir gün artık sahiden gülümseyemediklerini fark ederler. Çünkü artık gülüşün gerçek dürtüsünü ve rengini unutmuş, böylece yitirmişlerdir. Unuttuklarımızı yitiririz! Ancak daha önce incinmiş olanlar hüzünlü, bir gülüşün arkasına saklanarak güvende olmayı unutma acısına tercih ederler çoğunlukla...