“İnsanlar neden bir arayışın peşinde ömürlerini heba ederler ve neden aşk denilen ucu bucağı belli olmayan çıkmaz sokakta dolanıp dururlar.” diye düşündü. Herhalde herkes, aşk sözcüğünün büyüsüne aşıktı. Bu üç harf koskocaman yürekleri bir hokkanın içine hapsedebiliyor, insanı bazen yüce; bazen de bir cüceye çevirebiliyor; kirman gibi girdabında ha bire döndürerek sarhoş edebiliyordu.