Son zamanlarda eylemlerimi ve düşüncelerimi herhangi bir ahlaki ölçüyle değerlendirmekten neredeyse tiksinir oldum.
Başka bir şey yönlendiriyor beni ...
Otur karşıma.
At sesleri işitebildiğimiz bir yerde uyuyakalma ihtimalimizi bir düşün!
Hayal et!
Bak : Nar ağaçları var...
Gecemize baygın yasemin kokuları musallat olmuş...
Gökyüzünde ''yeni ay''.
Mevsimlerden yaz.
Açık havadayız.
gök kubbede yıldızlar...
Geceyi sevmeyenin üzerine yıldız yağmaz. Biliyorsun!
Sadece şunu düşün.
Hisset ve anımsa..
Baldırı çıplak uyuyakalmanın en ferah köşesindesin.
Derin ve tertemiz nefesler alıyorsun...
Nar ağacı hayaline sığmadıysa eğer, limon ya da turunç ağacı da hayal edebilirsin.
Zeytin ağacı da olur..
Sakızağacı da..
Çam da.. Ihlamur da.. İğde de.. Ilgın da!
Her birinin altında uyumak pek güzeldir çünkü!
İnsanı durduk yere gülümsetebilen çam, narenciye ve ıhlamur kokularının ''ciğerinin en kuytu köşesi''ne sızmamasından daha güzel kaç şey vardır bu alemde?
Hanımeli kokusuyla sarhoş olmak mesela?
Melisa kokusuyla bir hatıranın ortasına düşmek?
Yasemin kokusuyla , birdenbire es bir anıyı hatırlayıvermek?
Yoksa.. İğde çiçeğinin kokusuyla tekrar aşka gelmek mi?
Kokla!
Erteleme!
Lütfen konuş!
İşte o zaman bahçelerdeki ''ortanca''lar açar.