Gün artık her yanda mavi bir nurdu,
öyle mavi ki,
insan maviyi toplamak için avucunu göğe açacak ve elini yanaştırıp bakınca,
avucunun mavileşmediğine şaşacak.
Dev gibi göklerin ve denizlerin bu yurdunda berrak mavi ışık
da iliklerine işliyor insanın..
bir mevsimde
bir ağaçtan bir kiraz tadarsınız, tadı damağınızda kalır. Ertesi mevsim ağaca yine uğrarsınız. Bir mevsim önce tadına doyamadığmız kiraz, onu kopardığınız dalda yoktur. Ya ağaç, ya
siz ya da ikiniz de değişmişsinizdir.
Hani İstanbul'un o ardı
arkası gelmez kapalı günlerini bilirsiniz.
Güneşin doğacağı tanyerinde, bir kadavra ağartısı
peydahlanır.
Sanki gece, günü doğuracağım
derken, onu düşürmüştür.
Gün ölü doğar.
Gök ne karadır, ne de ak, renksizliğin ta kendisi olan beti benzi kül bir kurşunidir; hem de
kurşun gibi ağır oturur insanın gönlüne...