“Bilmiyorlar, düşünmüyorlar ki kader bizim kendi hareketlerimizin sonucuna kendimizin verdiği bir isimdir. Bütün çektiklerimizin yalnız kendi sersemliğimizin sonucu olduğunu bilmek istemeyerek kendimizi sorumluluktan kurtarmak için uydurulmuş bir sözcük.”
“Halbuki aldığım terbiye, okuduğum eserler bana şaşaalı hayatlar vaat ettiler; şimdi nasıl olur ki bu miskin, bu donuk, bu düşkün hayatı severek kabul ederim?”
“Bütün bu kalabalık içinde çölde garip ve avare kalmış, yolunu şaşırmış bir seyyah gibiyim. O kadar yalnızım, o kadar kendimi herkesten ayrı, herkesten başka buluyorum ki yavaş yavaş kalbimi bir korku, acı, bir korku, ‘ne yapacağım, nasıl yapacağım?’ korkusu harap ediyor.”
“Doğrusu hayatım ve kalbim, gençliğim bence o kadar kıymetli bir hazinedir ki bunu öyle rastgele, rüzgarın keyfine sarf ve helak edemem. Halbuki elbette bu şehirde beni anlayacak ve benim seveceğim, yani benim için dünyaya gelmiş ve benim yaşayan bir genç vardır. Fakat nerede? Nerede?”