Yine de sonunda eline geçen şey, ıpıssız bir yalnızlıktı. Bu yalnızlıktan hoşnut olduğu bugün -aslında bu yalnızlıktan hoşnutluk duymaktan başka çaresi olmadığının farkına vardığı bugün- yirmi yıl öncesine dönüp baktığında, ona eziyet eden o ortaokul binasının, o zamankinin aksine güzelim gül rengi şafakta uzandığını görüyor. Elbette yalnız bahçedeki kavaklar eskisi gibi, o kasvetli gür dallarında ıssız rüzgârın sesini ağırlıyor.